En çok izlenen videolar

MimaristTV
38 Görüntülenme · 5 yıl önce

"AYIN KONUĞU" programımız Mayıs ayında karikatürist, yazar, belgesel film yönetmeni ve mimar BEHİÇ AK'ı ağırladı.

Çevre ve mimarlık konularında karikatürleri, kitapları ve oyunları yoluyla sergilediği tutarlı duruşu nedeniyle, Mimarlar Odası tarafından Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü'ne layık görülen Behiç Ak'ın "SANAT VE ELEŞTİRİ" başlıklı sunumu, 30 Mayıs Cumartesi günü Karaköy binamızda gerçekleşti.

MimaristTV
145 Görüntülenme · 5 yıl önce

"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferansları 21 Ocak 2017 Cumartesi günü Y. Doç. Dr. Selcen Coşkun'un "Cumhuriyet Dönemi Koruma Tarihimizden Üç Kadın Mimar" başlıklı sunumuyla devam edecek.Bir önceki konferansta Prof. Dr. Zeynep Ahunbay genç Cumhuriyet'in Selçuklu ve Osmanlı anıt eserlerini koruma çabasını, dönemin önde gelen uygulamacı mimarı Ali Saim Ülgen'in çalışmaları üzerinden değerlendirmişti. Bu kez Y. Doç. Dr. Selcen Coşkun sunumunda, Ali Saim Bey'in de katkılarıyla gelişen üç kadın mimarımızın, Cahide Tamer, Mualla Eyüboğlu Anhegger ve Selma Emler'in gerçekleştirdiği çok sayıda restorasyon uygulamasını örnekleyerek 1940'lı yıllardan 1970'lere mimari koruma ortamını tanımlayacak.

MimaristTV
71 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali

MimaristTV
21 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.

MimaristTV
40 Görüntülenme · 5 yıl önce

Kasım 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
103 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣⁣Gezi ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!
GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
Gezi Direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor.
Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz! Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.

2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;

Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;

Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden, o korkunç polis şiddetinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;

En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;

Gezinin haklılığını ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;

Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler; Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, ya da hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;

Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;

Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;

Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;

Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler, kadınlar, lgbti+lar, taraftar grupları; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;

Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!

9 yıl geçti, ancak Gezi Direnişi tüm berraklığıyla, tüm haklılığıyla var olmaya devam ediyor. Ama bugün, tüm dünyada kabul gören bu haklılığa rağmen, Taksim Dayanışması’ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da aralarında yer aldığı itham edilenlerin şahsında, ülkemizin 80 kentinde Gezi’ye katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımız bir kez daha haksızca yargılanmak isteniyor. Daha önce iki kez aynı ithamlar karşısında haklılığı ispatlanan Mücella Yapıcı hakkında müebbet, Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında onlarca yıl hapis talep ediliyor. 2017 yılından bu yana, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala hakkında müebbet isteniyor.

İstedikleri sadece bu değil. Gezi’nin Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı olduğu, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkı olduğu unutturulmak isteniyor.

Gezi’nin emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı olduğunu unutturmak istiyorlar.

Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz. Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk. Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.

Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan işte bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır.

Gezi Direnişinin tarihsel gerçekliği, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerinizin zorlamasıyla değiştirilemez.

Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları, özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü zeytinlerin, derelerin, doktorların, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, akademisyenlerin, kadın hareketinin, lgbti+ların yanında hep birlikte kol kola girip baskılara karşı direnmeye devam etmenin yolu, kısacası demokrasinin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktan geçiyor. Biliyor ve inanıyoruz ki:

GEZİ eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu Ülkenin sönmeyecek umududur.

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
70 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.

MimaristTV
28 Görüntülenme · 5 yıl önce

Konu: İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Şekil, Ehliyet ve Husumet; İmar Planlarına Karşı Açılan Davalarda Dava Açma Süresi

MimaristTV
33 Görüntülenme · 3 yıl önce

21.06.2023
Kültürel miras projeleri; temel olarak bir yapım işi olarak görülmekle birlikte paydaş çeşitliliği, sosyo kültürel etkileri, gündemle ilişkileri, standartlara uyumları gibi pek çok açıdan yeni yapım işlerinden farklılaşmaktadır. Kendine has teknik meseleleri de içeren, kültür mirasının korunmasını amaçlayan projelerde yönetimsel yaklaşımları kalite bağlamında tartışmaya ihtiyaç vardır. Bu tartışmaya katkı sağlaması amacıyla TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından başlatılan “Kültürel Miras Projeleri Yönetimi” dizisinin dördüncü ve son oturumunun konusu “Proje Paydaşları ve İhale Düzenlemeleri”



Kültürel Miras Projeleri Yönetimi serisinin son sunumunda projelerin paydaşları ve ihale düzenlemeleri ele alınacaktır. Bu seminerin ilk kısmında koruma projelerinde yer alan paydaşlar ve birbirleriyle olan ilişkileri gözden geçirilecektir. İkinci kısmında ise koruma projelerinin kamu ihale düzenlemeleri incelenecektir. Mevzuatın çoğunlukla hedefte olduğu bu alanda mevzuata başka açıdan baktığımızda neler yapılabileceği açıklanacaktır.



Erkan Kambek Hakkında



İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitim aldı, lisans eğitiminden sonra aynı üniversitede mimari koruma alanında yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı. Bir ekibin parçası veya yöneticisi olarak yapılı kültürel miras koruma projelerinde birçok deneyimi vardır. Aynı zamanda vakıf ve devlet üniversitelerinde yarı zamanlı devam eden akademik çalışmalarını, yakın bir zaman önce İstanbul’da İstinye Üniversitesi akademik ekibinin bir üyesi olarak tam zamanlı hale çevirdi. Aynı zamanda ICOMOS ve ICOMOS Uluslararası Ahşap Komitesi üyesidir.

MimaristTV
54 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Ruhi Kafescioğlu

MimaristTV
38 Görüntülenme · 5 yıl önce

24.04.2018 tarihinde saat 18.30’de ‘Kanal İstanbul’ konulu panel düzenlendi.

Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, Prof. Dr. Doğan Kantarcı ve Prof Dr. Haluk Eyidoğan’ın katıldığı panelin moderatörlüğünü Mimarlar Odası Trakya BKBT Başkanı Mustafa Fazlıoğlu yaptı.

MimaristTV
40 Görüntülenme · 5 yıl önce

XIV. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali Ödül Töreni

MimaristTV
88 Görüntülenme · 3 yıl önce

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından gerçekleştirilen “17. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali” 14 Ekim 2023’de düzenlenen ödül töreniyle sona erdi.


Yarışmaya toplam 100 ülkeden 725 film katıldı. Gösterim programında 37 film yer aldı. Gösterim programı 9 Ekim’de başladı ve 13 Ekim’de sona erdi.

Ödül alan filmler aşağıda belirtilmiştir:

Sami Yılmaztürk Jüri Özel Ödülü
Yerin Ruhu / The Spirit of The Place – Burcu Dabak Özdemir, Türkiye

Belgesel Bölümü:
Birinci Ödül: The View – Ole Stenum, Danimarka
İkinci Ödül: Life on the Amazon Waters – Danielle Khoury Gregorio, Brezilya
Üçüncü Ödül: Rain Harvest Home – Juan Benavides, Meksika

Animasyon dalında ödül verilmemiştir.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
44 Görüntülenme · 5 yıl önce

10 Haziran 2017, Cumartesi günü Saat: 17.30’da TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, tarihsel kapitalizmin işleyişi içinde, inşaat sektörünün ve gayrimenkul piyasasının yapısal işlevleri ve bu liman bölgelerinin çerçevede son dönemde oynadığı kritik rol çeşitli kentlerden örneklerle, karşılaştırmalı olarak anlatılıp, İstanbul limanlarının bu global manzara içindeki yeri tartışıldı.

MimaristTV
151 Görüntülenme · 5 yıl önce

Temmuz 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
22 Görüntülenme · 5 yıl önce

05.03.2015 Perşembe (1. Gün)
Açılış Oturumu:
Açılış Konuşması:
Kubilay Önal-Mimarlar Odası İstanbul BK Şb. Başkan Yrd.
Sami Yılmaztürk-Mimarlar Odası İstanbul BK Şb. Başkanı

Tematik Sunuşlar:
Doğan Kuban- Prof. Dr./İTÜ-Mimarlık
İlhan Tekeli-Prof. Dr./ODTÜ-Şehir Planlama

Oturum-1: "Türkiye Ekonomisinde 1980 Dönüşümü ve Sonrası"
Moderatör: Mustafa Sönmez -Ekonomi Yazarı
Bildiri: Korkut Boratav- Prof. Dr./AÜ-SBF

Değerlendirme:
Hayri Kozanoğlu-Prof. Dr./İÜ-İktisat
Aziz Konukman- Prof. Dr./Gazi Ü-İİBF

Oturum-2: "Türkiye İçin Farklı Bir Sermaye Birikim Paradigması Mümkün Müdür?"
Moderatör: Aziz Konukman-Prof. Dr./Gazi Ü-İİBF
Bildiri: Bilsay Kuruç-Prof. Dr./AÜ-SBF

Değerlendirme:
Fikret Şenses-Prof. Dr./ODTÜ-Ekonomi
Mehmet Türkay-Prof. Dr./Marmara Ü-İİBF
Mustafa Sönmez-Ekonomi Yazarı
Tartışma: ...

Oturum-3: "Mekan-Siyaset; Yeni Kentleşme Dinamikleri"
Moderatör: Mücella Yapıcı-Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri
Bildiri: Tarık Şengül-Doç. Dr./ODTÜ-Kamu Yönetimi

Değerlendirme:
Can Hamamcı-Prof. Dr./AÜ-SBF
Fuat Ercan-Prof. Dr./Marmara Ü-İİBF
Sema Erder-Prof. Dr./Marmara Ü-İİBF
Tartışma: ...

Oturum-4: "Türkiye'de Neoliberal Politikaların Ekolojik Kuşatması, Direniş ve Yeniden İnşa"
Moderatör: Beyza Üstün-Prof. Dr./YTÜ-Çevre Müh.
Ortak Bildiri: Aykut Çoban-Prof. Dr./AÜ-SBF -Beyza Üstün-Prof. Dr./YTÜ-Çevre Müh. -Özer Akdemir-Gazeteci-Evrensel -Sinan Erensü-Dr. Öğrencisi/Minnesota Ünv. -Yücel Çağlar-Doç. Dr./İÜ-Orman Müh.
Fevzi Özlüer-Av. /Ekoloji Kolektifi

Değerlendirme:
Can Hamamcı-Prof. Dr./AÜ-SBF
Fuat Ercan-Prof. Dr./Marmara Ü-Ekonomi
Ayşen Ciravoğlu-Doç. Dr./YTÜ-Mimarlık
Tartışma: ...

MimaristTV
66 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Mimar, yazar Simlâ Sunay ve sosyoloji doktora öğrencisi Özlem Türkdoğan, Mekânda Adalet Derneği araştırma bursuyla yaptıkları “Camilerin Toplumsal Cinsiyet ve Mekân Odaklı İncelenmesi; İstanbul Örneği” başlıklı araştırma sonuçlarını sunacaklar.


⁣“Mekânın tahsis edilmesi ve kullanılması politik eylemlerdir. Sahip olduğumuz/olmadığımız/engellendiğimiz mekânlar bizi güçlendirebilir veya güçsüzleştirebilir. Mekânlar geliştirebilir veya kısıtlayabilir, besleyebilir ve yoksullaştırılabilir. Tüm kadınların temel ihtiyaçlarını destekleyecek mimari düzenlemeler için hak talep etmeliyiz.”Leslie Kanes Weisman

⁣2000’lerden sonra artan bir şekilde camilerde kadınlara sadece cinsiyetlerinden ötürü dar, küçük, karanlık, mihrabı ve imamı görmeyen, paravanlarla, paravan üstü perdelerle ya da sadece perdelerle kapatılmış arka ve yan sahınlarda, merdivenli dolaşımın şart olduğu asma katlarda veya rutubetli bodrum katlarda konumlanan “ara” mekânlar “verilmektedir”. Cuma vakti kadın mahfilleri erkeklere ayrılmaktadır. Bu araştırma; toplumsal cinsiyet ve mekân odağında camileri ele alırken kadınların camilerde uğradığı ayrımcılığa dikkat çekmeyi umarak, mekânı ortaya çıkaran gücün toplumsal yapıların sonucu olduğunu belirtmeyi, mekânda ortaya çıkan ayrımcılığın nedenlerini, mekândan topluma etkilerini araştırmayı; toplumsal cinsiyet rolleri eksenindeki ayrımcılık biçimlerine sahadan bakmayı ve aşina olunan mekânsal ayrımı bilinen kılmayı amaçlamaktadır. Bu ayrımcılık insan haklarını, inanç özgürlüğünü, kadın haklarını, eşit kamusal mekân ve eşit kamu ekonomisi hakkını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla mekânsal eşitlik ve adalet kavramı ile doğrudan ilişkilenmektedir. Makalede aynı zamanda camide ortaya çıkan kadınlık ve erkeklik durumlarını anlamaya çalışmak, kadınların mekân kullanım deneyimlerini, mekânın ürettiği ilişki biçimleri üzerinden tespit ve analiz etmek, feminist ideolojinin kadının kamusal alana çıkış mücadelesine camilerdeki eşitlik arayışını da eklemenin önemine dikkat çekmek istenmektedir. Sosyoloji ve mimarlık disiplininde, nitel bir saha araştırmasına dayanarak İstanbul’da on camide saha çalışması yürütülmüştür. Kadınların mahalle camilerindense daha çok merkezi ve tarihi camileri tercih ettiği bilindiğinden on camiden altısı bu özelliktedir. Camilerde katılımcı gözlem yapılmış, etnografik gözlem notları tutulmuş, proje gözlem formu hazırlanmıştır. Camide bulunan kadın ve erkek kullanıcılarla, din görevlileriyle, güvenlik ve temizlik görevlileriyle; kadın mahfilleri, kadınların camileri kullanımı, mekânsal sorunlarına dair görüşülmüştür. Camilerde karşılaşılmış kişilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Kuramsal ve tarihsel çerçeve bağlamında alanında uzman mimar, restoratör mimar, sanat ve mimarlık tarihçileriyle kaynak görüşmeci olarak temas kurulmuştur. Araştırmanın sınırlılığını cami ana mekânı(harim), son cemaat yeri ve avlu oluşturmaktadır. Camiler arasında kadın kullanımı ve mekân ilişkisi tutarlılık göstermez, camiler mekânsal olarak mutlak değildir. Makale buradan hareketle, camilerin çelişkili mekânlar olduğu iddiasını, kadınların güncel direncini de dâhil ederek tartışmaya açar.




9. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 10