En çok izlenen videolar

MimaristTV
105 Görüntülenme · 5 yıl önce

Yönetmen: Fatih Pınar

MimaristTV
69 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Kitabı ve sergisiyle bir fikrin inşası: “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde”

Meslektaşlarımızın, mesleki birikimlerini ve deneyimlerini paylaştığı “Mimarlar Deneyimlerini Paylaşıyor” başlığıyla düzenlenen söyleşilerimiz yeniden başlıyor. 2021 yılının ilk söyleşisine, Mimar Melih Güneş ve tasarımcı Aykut Genç konuk olacak.



Nâzım Hikmet araştırmalarıyla tanınan Mimar Melih Güneş, son kitabı “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde”nin fikir ve tasarım sürecini, kitabın tasarımcısı Aykut Genç ile anlatacak.

Melih Güneş Hakkında

Akşehir’de doğdu, büyüdü. İstanbul’da mimarlık ve lisansüstü restorasyon eğitimi aldı. Uluslararası inşaat projelerinde yöneticilik yaptı. Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da yaşarken Nâzım Hikmet’in karısı Vera Tulyakova Hikmet ile tanışmaları dostluğa dönüştü. Tulyakova’nın ölümünden birkaç yıl sonra kızı Anna Stepanova’nın desteğiyle Nâzım Hikmet’in Türkçede yayımlanmamış veya yitik sanılan eserlerini buldu, bir kısmının yayımlanmasını sağladı.

Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy’a dair sergiler ve yayınlar gerçekleştirdi. Rusya’nın Çukotka bölgesindeki proje yöneticiliği döneminde çektiği belge niteliği taşıyan fotoğraf ile nesnelerden oluşan “ve kuzeydeydi güneş / hatır’lananlar” başlıklı kişisel sergisinin yanı sıra “Doğumunun 100. Yılında Geleneksel Mimarinin Şairi Nail V. Çakırhan” ile “Halet Çambel ile Buluşma” sergilerini Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde projelendirdi, küratörlüklerini yaptı, ilgili yayınları hazırladı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin kurulmasına önayak oldu. Çalışmaları nedeniyle iki kez Nâzım Hikmet Araştırma Ödülü verildi. Çeşitli dergilerde yayımlanmış yazıları dışında yazdığı, hazırladığı ya da katkıda bulunduğu pek çok kitap var. En son, Nâzım Hikmet’in sağlığında yayımlanmış kitaplarını içeren Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde adlı kapsamlı bir araştırma kitabı yayımlandı. Mimarlık ve restorasyon çalışmalarını sürdürmekte.

Aykut Genç Hakkında

16 Eylül 1980’de İstanbul Moda’da doğdu.

1997-1999 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne devam etti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden 2012 yılında mezun oldu.

2007-2012 tarihleri arasında Demir Tasarım’da Sanat Yönetmeni ve ardından Yaratıcı Yöenetmen olarak çalıştı. 2013 yılında İstanbul Ajans’ta Yaratıcı Yöenetmen olarak görev aldı. 2012 yılında tasarım ofisi Müessese’nin kurucu ortaklığını gerçekleştirdi ve çalışmalarını halen burada sürdürmektedir.

Eğitim hayatı boyunca birçok atölye çalışmalarına ve sergilere katıldı. Ardından proje yöneticiliği, atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Beş yıldan bu yana yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve aynı zamanda Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı üzerine doktorasını yapmaktadır.



Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu tarafından düzenlenen “Grafik Ürünler Sergisi” yarışmalarında Emin Barın Logotayp Özel Ödülü, İhap Hulusi Afiş Özel Ödülü ve Eczacıbaşı Vakfı Yılın Genç Grafik Tasarımcısı Özel Ödülü aralarında olmak üzere 20’yi aşkın ödül kazandı. Graphis’ten gümüş madalyası, Birleşmiş Milletler, Toplum Gönülleri Vakfı, Koç Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden teşekkür belgeleri bulunmaktadır.

MimaristTV
56 Görüntülenme · 5 yıl önce

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Ocak 2015’ten itibaren düzenlediği ve farklı disiplinden bir uzmanın konuşmacı olarak katıldığı “Ayın Konuğu” buluşmalarının bu dönemki ilk konuğu Bahadır Özgür.

Ekonomi yazarı Bahadır Özgür’ün “Krizin Tetikçisi: İnşaat” başlığı ile güncel ekonomik gelişmeleri kent ve mimarlık gündemini yakından etkileyen inşaat sektörü üzerinden değerlendirdiği etkinlik, 20 Ekim 2018 Cumartesi günü saat 16.00’da Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde gerçekleşti.

MimaristTV
109 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Nezih Eldem ve Mekanı Ögrütlemek Çizginin Gücü. Detaya Hakimiyet. Elverişlilik.

MimaristTV
36 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Konferans Dizisi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü



"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferansları 26 Kasım Cumartesi günü Prof. Dr. Edhem Eldem'in "Osmanlı Dönemi'nde Arkeoloji, Koruma Ve Müzecilik: İlk Adımlar" başlıklı sunumuyla devam ediyor.



Prof. Dr. Edhem Eldem sunumunda, 19. yüzyılın çağdaşlaşma çabaları çerçevesinde Batı'daki kurumlaşma ve yasalaşma süreçlerinin izlenerek Osmanlı Devleti'ne uyarlanması çabasını aktaracak.

MimaristTV
150 Görüntülenme · 5 yıl önce

Temmuz 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
46 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!

GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna siyasi iktidarın etik, bilim, teknik ve hukuk tanımayan uygulamaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve akıl almaz bir şiddete dönüşmüştü. Bu amansız ve akıl almaz şiddet karşısında Gezi Parkından yükselen “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir köşesine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştı.

Ülkemizin toplum, kent ve demokrasi tarihinde izleri hiç bir zaman silinmeyecek onurlu bir sayfa açan Gezi Direnişi, ilk günden beri ısrarla itham edilerek karalanmaya, Gezi Direnişinde dile getirilen temel hak talepleri bir suç unsuru gibi gösterilmeye, tarihsel ve meşru gerçeklik çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz!

Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.

2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;

Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;

Parklarda çocuklar aç kalmasın diye evinden, fırınından, bakkalından, marketinden pasta, börek, pide getirenler;

Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;

En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;

Gezinin haklılığını savunan ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;

Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler;

Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;

Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;

Yarışma programlarından magazin programlarına, tartışma programlarından belgesellere kadar Gezi’yi ekranlara taşıyan yapımcılar, sunucular, programcılar; Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;

Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;

Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;

Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!

Gezi Direnişi, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı iddialarıyla hiçbir şekilde suç kapsamına sokulamaz, hakkında şaibe yaratılamaz!

Çünkü, Gezi’de hiçbir karar kapalı kapılar ardında ve gizli kapaklı alınmadı. Hiçbir zaman ve hiçbir yerde kendinden menkul kişi ya da kurumların kararları uygulanmadı. Her ne yapılacaksa “bu bazen miting, bazen konser, kütüphane açılışı, revir ya da mutfak” açık forumlarda ve oybirliği ile kararlaştırıldı. Gerekli olan sembolik ihtiyaçlar katılanlar tarafından imece ile karşılandı.

Yani Gezi’nin “şefi”, “reisi”, “yönlendiricisi”, “talimat vereni ” yoktu!

Bu nedenle içeriden ya da dışarıdan “finansörü” olması da mümkün değildi.

GEZİ; güncel siyasal gelişmelerin, rekabetlerin, seçimlerin, meclis pazarlıklarının kabına hiç sığmadı. Bu nedenle iktidardaki hükümetin ayarını, muhalefet partilerinin ezberini bozdu. Ne adına parti kuranların, ne de adına aday olanların seçim beklentilerine yanıt verdi.

Bugün burada Gezi hakkında, yalanlar ve çarpıtmalarla kurgulandığı çok açık ithamlar karşısında gerçekleri hatırlatma gibi tarihsel bir sorumluluğu yerine getiriyoruz.

Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkıydı Gezi.

Emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı…

Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz.

Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk.

Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.

Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır. Bu emirleri verenlerin, koruyanların, mahkemelerini sürüncemede bırakanların vermeleri gereken hesapları olmalıdır. Kendi yurttaşlarının talepleri berrak, kitleselliği ve haklılığı açık olan bu mesajının gereklerini yerine getirmek veya en azından verilen mesaj doğrultusunda durup düşünmek yerine, tam tersine düşman yaratma, suç icat etme, ülkenin en demokratik eyleminden darbe, terör, suç örgütü çıkarma girişimleri bu ülkeye ve demokrasiye yapılacak en büyük kötülüktür.

Bu tarihsel gerçeklik, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, akademisyenleri ve sivil toplum gönüllülerini gözaltında sorgulayıp tutuklamakla, anayasal hak ve ödevlerini yerine getirerek yasal ve meşru şekilde görevlerini yapan arkadaşlarımızı ifadelere çağırmakla, tıpkı Kabataş yalancıları gibi yeni yalancı tanık ve iftiracılar bulup çıkarmakla değiştirilemez.

İktidarı desteklemek için kendi yarattıkları yalan dünyasında her türlü akıl dışı haberi, iftira ve karalamayı yapmaktan çekinmeyen; kendi uydurdukları yalanlara kendileri inanıp herkesin de inanmasını isteyen bir medyanın tarihi çarpıtma gayretiyle; tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş adalet aygıtının zorlamasıyla Gezi’yi suçla, terörle, darbeyle anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz.

Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının Şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi parkındaki ağaçların kesildiği, çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam talep eden milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.

Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
98 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Mimarlar Odası’nın Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında verilen “Mimar Sinan Büyük Ödülü”ne, tüm meslek hayatı boyunca verdiği eserleri ve mimarlığa geçen hizmetleri nedeniyle 2016 yılında Cengiz Bektaş değer bulunmuştu.

Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne değer görülen mimarlar için düzenlenen ve 2016-18 döneminde dördüncüsü geçekleştirilen “Sinan Ödüllü Mimarlar Programı” kapsamında, 26 Ocak 2018 Cuma günü Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Karaköy Binasında bir panel düzendi.

“Çok Yönlü Kültür İnsanı” ve “Geleneğe Eklenmek” başlıklı iki bölümden oluşan panelde Cengiz Bektaş için hazırlanan kısa bir film gösterimi de yer aldı.

PROGRAM

14.00 – 15.30

Açılış Konuşması: Eyüp Muhcu

“Cengiz Bektaş Filmi”
1. Oturum: “Çok Yönlü Kültür İnsanı”

Prof. Dr. Ruşen Keleş: “Cengiz Bektaş: Sanat ve Kültür Yaşamımızda Çok Yönlü Bir Dost”
Öner Ciravoğlu: “TYS Günleri, Yazar ve Ozan Cengiz Bektaş’la…”
Bennu Yıldırımlar: “Bir İstanbul Beyefendisi Cengiz Bektaş”

15.30 – 16.00 Ara

16.00 – 18.00

2. Oturum: “Geleneğe Eklenmek”
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Afife Batur

Prof. Dr. Gülşen Özaydın: “Eğitimci Cengiz Bektaş”
Doç. Dr. Burak Altınışık: “Bir Meslek Kartografisi Olarak Bektaş Mimarlığı”
Selda Bancı: “Anlatı Olarak Mimarlık: Cengiz Bektaş Mimarlık Çalışmaları”
Prof. Dr. Esin Boyacıoğlu: “Cengiz Bektaş: Duyarlılık ve Sorumluluk Üzerine”
Prof. Dr. Abdi Güzer: “Dört Kişiydiler, Bir de O”

Son söz Cengiz Bektaş’ta

MimaristTV
77 Görüntülenme · 5 yıl önce

16 Aralık 2018 günü yitirdiğimiz,

Mimarlar Odası 17.Dönem Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı,
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 35.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı,
İTÜ Mimarlık Fakültesi emekli öğretim üyesi,
Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü sahibi,

60 yıllık meslek yaşamı boyunca Mimarlar Odası’nda Yayın Komitesi, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurulu, Anma Programı Düzenleme Kurulu ve ÇED Danışma Kurulu gibi pek çok alandaki çalışmalarda katkısını esirgemeyen,

Mimarlık tarihi ve kültürü konusunda mesleğimize sunduğu olağanüstü katkılarıyla unutulmazlarımız arasında yerini alan,

Değerli hocamız

Prof. Dr. Afife Batur için

25 Aralık 2018 Salı günü saat 17.00’de

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binamızda ANMA TOPLANTISI düzenlenmiştir.

MimaristTV
29 Görüntülenme · 5 yıl önce

Futbol Stadyumları Mimari Tasarım Kriterleri başlıklı SMG sunumu bağlamında öncelikle stadyum tanımı üzerinde durulacak, gerek geçmişteki gerekse günümüzdeki stadyum türleri kısaca aktarılacaktır. Sunum çerçevesinde futbol stadyumlarına odaklanılarak uluslararası ve ulusal teknik kriterlerin bulunduğu kaynaklar özetlenecektir. Bir futbol stadyumunun kentsel ölçekten yapı ölçeğine dek sahip olması beklenen nitelikleri genel olarak tanımlanacaktır. İstanbul’da bulunan Türk Telekom Arena ile Krasnodar’da bulunan Krasnodar Arena futbol stadyumları inşaat süreçlerinden hizmete giriş günlerine dek fotoğraf, perspektif ve teknik çizimler aracılığıyla sunulacaktır.

Y. Mim. Ozan ÖZTEPE (Mimari Tasarım Fikirleri)

MimaristTV
41 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.

MimaristTV
122 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Doç. Dr. Yücel Demirer, "Ayın Konuğu" buluşmalarına "Tabandan Muhalefet ve İtiraz Biçimleri Nasıl Geliştirilebilir? Ankara Büyükşehir Belediyesi Amblem Tartışması Örneği" başlıklı sunumuyla katılıyor.



04 Şubat 2017 tarihinde gerçekleştirilecek bu sunumda DEMİRER, Ankara Büyükşehir Belediyesi ambleminde 1990'ların sonlarında yapılan değişiklik ve izleyen mahkeme süreci üzerinden, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının muhalefet etme kapasiteleri ve olanaklarının artırılma biçimleri üzerinde duracak.




4. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 10