En çok izlenen videolar

MimaristTV
76 Görüntülenme · 4 yıl önce

Temmuz 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
48 Görüntülenme · 4 yıl önce

Meslektaşlarımızın, mesleki birikimlerini ve deneyimlerini paylaştığı "Cumartesi Buluşmaları – Mimarlar Deneyimlerini Paylaşıyor" başlıklı söyleşilerimiz yeniden başladı.

2009 yılının ocak ayından başlayarak üç yıl boyunca sürdürdüğümüz programımız, bu kez ilk olarak Doğan Hasol'u konuk etti. Mimarlık ve Kent Şenliği'nin ilk etkinliği olan söyleşi, 1 Ekim günü saat 16.00'da Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde gerçekleşti.

Doğan Hasol 1937'de doğdu. 1956'da Galatasaray Lisesi'ni, 1961'de İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre aynı fakültede asistanlık yaptı. 1961'de daha öğrenciyken Mimarlık ve Sanat dergisini çıkaran gruba katıldı.1965-66'da Mimarlar Odası İstanbul Şubesi'nin sekreter üyeliğini,1966-69 arasında da odanın dergisi Mimarlık'ın yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurullarında görev aldı.1968'de bir grup arkadaşıyla birlikte, yapı alanında bir bilgi merkezi olan Yapı-Endüstri Merkezi'nin kuruluşunu gerçekleştirdi. YEM'in üyesi olduğu Uluslararası Yapı Merkezleri Birliği'nin (UICB) 1989 ve 1992'de üçer yıllık dönemler için başkanlığına seçildi. Başkanlığı sona ererken kendisine UICB Genel Kurulu kararıyla onursal üyelik verildi.Yapı-Endüstri Merkezi'nin başında olduğu 41 yıllık süre içinde, YEM'in bilgi merkezi işlevi doğrultusunda Yapı dergisinin yanı sıra, başta Yapı Kataloğu olmak üzere mesleki kataloglar ve mimarlık kitaplarının yayımlanmasına, kurslar, konferanslar, seminerler, sergiler düzenlenmesine, YEM Kitabevi'nin ve Sanal Mimarlık Müzesi'nin kurulmasına öncülük etti. 1978'den itibaren Yapı Fuarlarının gerçekleşmesini sağladı. Yayın etkinlikleriyle, Türk Serbest Mimarlar Derneği'nin 1994-95 dönemi Basın-Yayın Ödülü'nü kazandı.Serbest mimarlık çalışmalarını eşi A. Hayzuran Hasol ve kızı Ayşe Hasol Erktin ile birlikte kurdukları HAS Mimarlık grubu içinde sürdürmektedir (Bkz. www.hasmimarlik.com.tr). Bu kapsamda eşi ile birlikte, yapı dalında, Mimarlar Odası'nın 1990 Ulusal Mimarlık Ödülü'ne değer görülmüştür. Katıldığı bazı yarışmalarda ödül ve mansiyon kazanmış, ulusal yarışmaların yanı sıra, Ağa Han Mimarlık Ödülü, World Architecture Festival (WAF) ve Archiprix International gibi uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapmıştır.İlk baskısı 1975 yılında çıkan ve 12 kez basılan Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü ile, daha sonra yayımlanan İngilizce-Fransızca-Türkçe ve İngilizce-Türkçe-İngilizce mimarlık ve yapı sözlükleri önemli kaynak yayınlar olmuştur. İngilizce-Fransızca-İngilizce olarak hazırladığı bir sözlük de Fransız yayınevi Le Moniteur tarafından Architecture et Bâtiment / Architecture and Building adı altında 1997'de Paris'te yayımlanmıştır. Hasol'un ayrıca, Yağma Var!, Her Şeyin Mimarı Var, Mimarî İzlenimler, Galatasaray'da Düşler/Gerçekler, Anılar Kuşlar Gibidir, Mimarlık Cep Sözlüğü, Mimarlar Dik Durur! ve Aferin Desinler Diye... adlı kitapları ve dergilerde, gazetelerde yayımlanmış çok sayıda mesleki makalesi bulunmaktadır.Hasol, 1990-96 arasında Galatasaray Spor Kulübü yönetiminde ikinci başkan olarak görev almış, 1997′den sonra Cumhuriyet gazetesinde haftalık spor yazıları yayımlanmıştır. Bütün yazıları www.doganhasol.net adresli kişisel web sitesinde toplanmıştır.2002-04 arasında İMSAD İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği'nde, 2004-05 döneminde Mimarlık Vakfı'nda, 2009-11 arasında da İstanbul Serbest Mimarlar Derneği'nde başkan olarak görev almıştır.Kendisine 1998 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nce "fahri doktor", 1999'da Yıldız Teknik Üniversitesi'nce, 2012′de İstanbul Kültür Üniversitesi'nce "onursal doktor" unvanı, 2000'de Mimarlar Odası'nca, 2014′te İstanbul Serbest Mimarlar Derneği'nce "Mesleğe Katkı Başarı Ödülü", 2007'de de Beykent Üniversitesi'nce "Mimarlık Onur Ödülü", 2015′te Sign of the City Awards "Jüri Onur Ödülü" verilmiştir.

MimaristTV
21 Görüntülenme · 4 yıl önce

Bir aradayız! Buradayız!

Tam 3 yıl oldu… Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere, yaşam alanlarımıza amansız ve hukuksuz bir şiddetle saldıranların karşısında omuz omuza verdik. Gençlerimizin yaratıcı zekasıyla, annelerimizin kucaklayan şefkatiyle, işçi kardeşlerimizin emekten gelen gücüyle, kadınlarımızın gür sesiyle, LGBTİ bireylerimizin biz de varız çığlığıyla el ele verip dayanışmamızı ve direnişimizi büyüttük. Bu onurlu direniş ve evrensel dayanışma karşısında çaresizlerin ve korkakların günden güne daha da kirlenen politikalarına, , günden güne tırmandırılan şiddetine, adaletsizliğine karşı biz Gezi’nin çapulcuları onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir arada durduk, nefes aldık.

Gezi bu ülkenin imdat çığlığı, direnme refleksi, derin bir nefes alışıdır!

Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkıdır.

Emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, Barış’tan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı.

Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ankara’da, İstanbul’da, Bursa’da patlayan bombaların, yaşatılan katliamların, komşularımızla yaratılan savaş ikliminin, iş cinayetlerinin, kiralık işçiliğin, taciz ve tecavüz ortamının, kadın cinayetlerinin, ihalelerin, rüşvetlerin, komisyonların, rantın, HES’lerin, orman katliamlarının, siyasal islam dayatmalarının, diktatörlük yöneliminin yarattığı kakafonik ortama rağmen, berrak ve duru bir sesle direnişin ve umudun şarkısı her yerden duyulmaya devam edecek. Bilinir ki, sesler ve şarkılar kaybolmaz, uzayda sonsuza kadar salınırlar. Gezinin de direnişin olduğu her yerde umudu diri tutanların dillerinden düşmeyeceğini artık herkes biliyor.

Gezi’yi karalamaya çalışanlar da kötücül bir imgeye dönüştürmeye çalışanlar da kriminalize etmeye çalışanların da tek amacı bu şarkıyı susturmak, en azından unutturmak…

31 Mayıs 2013 günü ve sonrasında; Yani GEZİ’den ve Haziran direnişinden bu yana, Bu ülkede kimilerince yüzbinler, kimilerince milyonlar önce sokakları ardından parkları doldurdu. Kimseden emir almadan, hiçbir beklentisi olmadan, kendisi için değil bu ülkenin ruhunu, kadınların, gençlerin geleceğini korumak adına kendini siper eden gençler ülke tarihine silinmeyecek bir miras bırakarak can verdi. Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan nasıl ki, bizlerden ayrıldıkları yaşta kalacak ve nasıl ki onları hep o gülen yüzleri ve kararlı direnişleri ile hatırlayacaksak; işte Gezi de bu gençler gibi yaşlanmayacak. Paraya, pula, iktidar hırsına, her türden erke, yağmaya, talana, hırsızlığa, adaletsizliğe isyan edenlerin ve her daim barış isteyenlerin aklında ve en coşkulu, en kararlı insanların ruhunda Gezi’nin bu yaşlanmayan direngen yüzleri yaşamaya devam edecek.

3 yıl oldu, hala buradayız, bir aradayız!

Şiddet ortamını küçük ve çirkin hesaplarıyla körükleyenlere, çatışma ve katliamlara göz yumarak yaşamlarımızı, yaşam alanlarımızı tehdit edenlere, ayrımcı politikalarıyla toplumu kutuplaştıranlara, rağmen bir aradayız. Türkü-kürdü, alevisi-sünnisi, ermenisi-ezidisi ile bir aradayız, buradayız!

Barış’tan korkanlara inat bir aradayız, buradayız!

Suruç’tan Sultanahmet’e, Sur’dan Bataclan’a, Cizre’den Ankara’ya, bir aradayız!

Dört Ayaklı Minare’den Beyrut’a, Paris’ten Beyoğlu’na bir aradayız!

Cerattepe’de, Aliağa’da Akkuyu’da, Çukurova’da bir aradayız.

Soma’da, Kilimli’de Ermenek’te bir aradayız.

Barışın, dayanışmanın, kamusal yaşamın, özgür düşüncenin her türlü baskıdan uzak bir şekilde gelişebileceği eşitlikçi yarınlar için bir aradayız! Taksim Gezi Parkı ve Taksim Meydanı başta olmak üzere, Meydanlarımızı, parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarımızı ve yaşamımızı özgür kılmak için:

Taksim’deyiz! Gezi’deyiz! Buradayız! Bir aradayız!

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
67 Görüntülenme · 4 yıl önce

⁣Tam 4 yıl oldu…

4 yıl önce bugünlerde Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere, yaşam alanlarımıza amansız ve hukuksuz bir şiddetle saldıranların karşısında omuz omuza verdik.

Gençlerimizin yaratıcı zekâsıyla, annelerimizin kucaklayan şefkatiyle, işçi kardeşlerimizin emekten gelen gücüyle, kadınlarımızın gür sesiyle, LGBTİ bireylerimizin biz de varız çığlığıyla el ele verip dayanışmamızı ve direnişimizi büyüttük. Bu onurlu direniş ve evrensel dayanışma karşısında çaresizlerin ve korkakların günden güne daha da kirlenen politikalarına, günden güne tırmandırılan şiddetine, adaletsizliğine karşı biz Gezi’nin çapulcuları onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir arada durduk, nefes aldık.

Dünyaya örnek olan, umut veren; muktedirlerin ise bir hayalet gibi korktukları, dillerinden düşürmedikleri Gezi direnişimiz 4 yaşında.

Korkmakta haklılar, gördüler ki; biz bir araya geldiğimizde biz birbirimizi çok seviyoruz.

Gördüler ki; biz bir araya geldiğimizde karanlığa dur diyebiliyoruz.

Gördüler ki; plastik mermiler, biber gazları, gözaltılar, tutuklamalar bizi korkutamıyor.

Gördüler ki; biz parkımız, geleceğimiz, çocuklarımız, ailelerimiz için tüm renklerimizle direniyoruz.

Gördüler ki; biz bir araya geldiğimizde düşlediğimiz hayatı kuruyoruz.

ve gördüler ki, Gezi’den bugüne 4 yıldır biz karanlığa, şiddete, haksızlığa HAYIR demeye devam ediyoruz.

4 yıldır her geçen gün etrafımızı daha fazla saran karanlığın farkındayız.

Ne Anayasa’nın ne uluslararası sözleşmelerin, ne de AİHM kriterlerinin dikkate alındığı, hukuksuzluk ve keyfiliğin kutsandığı bir siyasal iklimde yaşıyoruz. Bu keyfiliği biz GEZİ sürecinden iyi tanıyoruz. İktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz.

Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olanlarız.

Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını bilenleriz.

Özgürlükten, demokrasiden, barıştan ve doğadan olan herkesin açlıkla, ölümle ve hapisle sınandığını, hırsızlığın, yolsuzluğun, katliamların, taciz ve tecavüzlerin cezasızlıkla ödüllendirildiğini; bir insanı katletmenin bedelinin mahkeme masraflarından daha az olduğunu; 80 gündür çocuğunun kemiklerini alabilmek için açlık grevi yapan babaya oğlunun kemiklerinin kargoyla gönderildiğini görenleriz.

Herkesin susmasını, herkesin biat etmesini, herkesin el pençe divan durmasını isteyenlerin haklarını talep edenler karşısında hukuksuzluğa, adaletsizliğe, vicdansızlığa nasıl sarıldıklarını; parlamentonun işlevsizleştirilmesi için milletvekillerinin tutuklanmasına, şiddete nasıl ihtiyaç duyduklarını yaşayarak öğrenenleriz.

Baştan sona adaletsiz ve eşitsiz bir ortamda gerçekleştirilen Anayasa referandumunun bile nasıl oy hırsızlığı ile maniple edildiğini hep birlikte yaşadık. Demokrasi isteyenlerin oylarının nasıl gasp edilmeye çalışıldığını hep birlikte gördük.

Gezi’de barıştan, özgürlükten, doğadan eşitlik ve dayanışmadan yana kurduğumuz hayatın peşinde olanların KHK’larla, ihraçlarla, açlıkla, tutuklamalarla sınandığı bu karanlıkta, dayanışmamızdan ve birbirimizden vazgeçmiyoruz. OHAL adı altında yerleştirilen bu karanlığa, haksızlığa, talana, şiddete, cezasızlığa Gezi’den aldığımız güç ve kazanımlar ışığında hayır diyoruz.

Bilinsin ki; Gezi direnişi bu toplumun tarihinde bir onur sayfası olarak yerini almıştır. Dünyaya örnek olan Gezi direnişi, en temel hak taleplerinin hukuksuzca cezalandırılmaya çalışıldığı davalarda suç unsuru olarak gösterilip kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bunu reddediyor, kendi hukuksuz ve onursuzluklarının yarattığı korku ve kâbusları nedeniyle bu sayfanın karalanmasına izin vermiyoruz.

4 yıl önce bir parkta birlikteliğimizden yarattığımız gücümüzle tekrarlıyoruz; Başta Taksim Meydanı ve Gezi Parkı olmak üzere yaşam alanlarımızın, ormanlarımızın, parklarımızın, meydanlarımızın, kentlerimizin, insan hakları anıtımızın dahi abluka altına alınmasını ve yok edilmesini, ülkemizin bir cezaevine dönüştürülmesini hiçbir zaman kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz.

Taleplerimizin arkasındayız!

Bir aradayız, Susmuyoruz!

Hayır Bitmedi, Mücadeleye devam diyoruz!

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
24 Görüntülenme · 4 yıl önce

Mimarlar Odası Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği tarafından "Bakırköy'de Kentsel Dönüşüm Gerçeği" başlıklı panel, 22 Mart 2015 Pazar günü saat 13.00'da Cem Karaca Kültür Merkezi'nde (Yenimahalle/Bakırköy) gerçekleştirilmiştir..

MimaristTV
18 Görüntülenme · 4 yıl önce

⁣Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.

MimaristTV
66 Görüntülenme · 4 yıl önce

Konu: İmar Planları Türleri, Ölçekleri, Kademeleri ve Yapımı

MimaristTV
24 Görüntülenme · 4 yıl önce

⁣Konferans Dizisi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü



"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferansları 26 Kasım Cumartesi günü Prof. Dr. Edhem Eldem'in "Osmanlı Dönemi'nde Arkeoloji, Koruma Ve Müzecilik: İlk Adımlar" başlıklı sunumuyla devam ediyor.



Prof. Dr. Edhem Eldem sunumunda, 19. yüzyılın çağdaşlaşma çabaları çerçevesinde Batı'daki kurumlaşma ve yasalaşma süreçlerinin izlenerek Osmanlı Devleti'ne uyarlanması çabasını aktaracak.

MimaristTV
74 Görüntülenme · 4 yıl önce

Konu: Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni; Yapı ve kat mülkiyeti ilişkileri

MimaristTV
20 Görüntülenme · 4 yıl önce

Konu: İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Şekil, Ehliyet ve Husumet; İmar Planlarına Karşı Açılan Davalarda Dava Açma Süresi

MimaristTV
121 Görüntülenme · 4 yıl önce

⁣⁣17.08.2022
1)BIM Kavramları
2)BIM’e Geçiş Süreci

Mikro Adaptasyon
Makro Adaptasyon

Ülke
Düzeyinde BIM’e adaptasyon çalışmaları kapsamında Çevre Şehircilik ve
İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan “Türkiye Ulusal BIM Şartı”nın yol
haritası TMMOB organizasyonu olarak yapılabilecekler üzerine
öneriler

Küresel BIM Yöneticisi Mimar
Barış Canpolat’ın makro düzeyde BIM’e adaptasyon ile ilgili değerli
görüş ve çalışmalarını aktardı.

MimaristTV
109 Görüntülenme · 4 yıl önce

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Ocak 2015’ten itibaren düzenlediği ve farklı disiplinden bir uzmanın konuşmacı olarak katıldığı “Ayın Konuğu” buluşmalarının bu dönemki ikinci konuğu İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu.

Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek olan söyleşide “Anayasal Meslek Örgütleri ve Hukuk Mücadelesi” konuşulacak.

MimaristTV
53 Görüntülenme · 4 yıl önce

MimaristTV
31 Görüntülenme · 4 yıl önce

Mimar Sinan’ın 429.ölüm yıldönümü nedeniyle, 9 Nisan Pazar günü saat: 11.00’da üyelerimizin katılımıyla bir anma yapılacak. Geleneksel olarak her yıl gerçekleştirdiğimiz anma töreni, Mimar Sinan’ın Süleymaniye Külliyesi’ndeki mezarı başında yapılacak ve törende Mimarlar Odası’nın hazırladığı basın bildirisi sunulacak.

Basın bildirisinin sunulmasının ardından “2016 Mimar Sinan Büyük Ödülü Sahibi” Cengiz Bektaş ile bir konferans düzenlenecek . Etkinlik, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda saat 15.00’da başlayacak.

MimaristTV
60 Görüntülenme · 4 yıl önce

“AYIN KONUĞU” programımız Ekim ayında Şehir ve Bölge Plancısı, Sosyolog Prof. Dr. İlhan Tekeli’yi konuk ettik.
Şehir Planlama, Bölge Planlama, Sosyal Sistemler, Makro Coğrafya, Belediyecilik, İktisadi Politikalar, Türkiye İktisat ve Şehir Tarihleri ile Eğitim Planlaması gibi alanlarda yayımlanmış pek çok eseri bulunan Tekeli 24 Ekim 2015 Cumartesi günü gerçekleşecek programa “Böyle bir Siyaset ve Demokrasi Anlayışının Sürdürülebilirliği Üzerine” başlıklı sunumuyla katıldı.




4. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 9