En çok izlenen videolar
08 11 2025
Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Ocak 2015’ten itibaren düzenlediği ve farklı disiplinden bir uzmanın konuşmacı olarak katıldığı “Ayın Konuğu” buluşmalarının bu dönemki ikinci konuğu İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu.
Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek olan söyleşide “Anayasal Meslek Örgütleri ve Hukuk Mücadelesi” konuşulacak.
Konferans Dizisi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü
"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferansları 26 Kasım Cumartesi günü Prof. Dr. Edhem Eldem'in "Osmanlı Dönemi'nde Arkeoloji, Koruma Ve Müzecilik: İlk Adımlar" başlıklı sunumuyla devam ediyor.
Prof. Dr. Edhem Eldem sunumunda, 19. yüzyılın çağdaşlaşma çabaları çerçevesinde Batı'daki kurumlaşma ve yasalaşma süreçlerinin izlenerek Osmanlı Devleti'ne uyarlanması çabasını aktaracak.
En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!
GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna siyasi iktidarın etik, bilim, teknik ve hukuk tanımayan uygulamaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve akıl almaz bir şiddete dönüşmüştü. Bu amansız ve akıl almaz şiddet karşısında Gezi Parkından yükselen “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir köşesine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştı.
Ülkemizin toplum, kent ve demokrasi tarihinde izleri hiç bir zaman silinmeyecek onurlu bir sayfa açan Gezi Direnişi, ilk günden beri ısrarla itham edilerek karalanmaya, Gezi Direnişinde dile getirilen temel hak talepleri bir suç unsuru gibi gösterilmeye, tarihsel ve meşru gerçeklik çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz!
Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.
2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;
Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;
Parklarda çocuklar aç kalmasın diye evinden, fırınından, bakkalından, marketinden pasta, börek, pide getirenler;
Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;
En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;
Gezinin haklılığını savunan ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;
Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler;
Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;
Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;
Yarışma programlarından magazin programlarına, tartışma programlarından belgesellere kadar Gezi’yi ekranlara taşıyan yapımcılar, sunucular, programcılar; Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;
Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;
Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;
Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;
Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!
Gezi Direnişi, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı iddialarıyla hiçbir şekilde suç kapsamına sokulamaz, hakkında şaibe yaratılamaz!
Çünkü, Gezi’de hiçbir karar kapalı kapılar ardında ve gizli kapaklı alınmadı. Hiçbir zaman ve hiçbir yerde kendinden menkul kişi ya da kurumların kararları uygulanmadı. Her ne yapılacaksa “bu bazen miting, bazen konser, kütüphane açılışı, revir ya da mutfak” açık forumlarda ve oybirliği ile kararlaştırıldı. Gerekli olan sembolik ihtiyaçlar katılanlar tarafından imece ile karşılandı.
Yani Gezi’nin “şefi”, “reisi”, “yönlendiricisi”, “talimat vereni ” yoktu!
Bu nedenle içeriden ya da dışarıdan “finansörü” olması da mümkün değildi.
GEZİ; güncel siyasal gelişmelerin, rekabetlerin, seçimlerin, meclis pazarlıklarının kabına hiç sığmadı. Bu nedenle iktidardaki hükümetin ayarını, muhalefet partilerinin ezberini bozdu. Ne adına parti kuranların, ne de adına aday olanların seçim beklentilerine yanıt verdi.
Bugün burada Gezi hakkında, yalanlar ve çarpıtmalarla kurgulandığı çok açık ithamlar karşısında gerçekleri hatırlatma gibi tarihsel bir sorumluluğu yerine getiriyoruz.
Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkıydı Gezi.
Emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı…
Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz.
Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk.
Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.
Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır. Bu emirleri verenlerin, koruyanların, mahkemelerini sürüncemede bırakanların vermeleri gereken hesapları olmalıdır. Kendi yurttaşlarının talepleri berrak, kitleselliği ve haklılığı açık olan bu mesajının gereklerini yerine getirmek veya en azından verilen mesaj doğrultusunda durup düşünmek yerine, tam tersine düşman yaratma, suç icat etme, ülkenin en demokratik eyleminden darbe, terör, suç örgütü çıkarma girişimleri bu ülkeye ve demokrasiye yapılacak en büyük kötülüktür.
Bu tarihsel gerçeklik, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, akademisyenleri ve sivil toplum gönüllülerini gözaltında sorgulayıp tutuklamakla, anayasal hak ve ödevlerini yerine getirerek yasal ve meşru şekilde görevlerini yapan arkadaşlarımızı ifadelere çağırmakla, tıpkı Kabataş yalancıları gibi yeni yalancı tanık ve iftiracılar bulup çıkarmakla değiştirilemez.
İktidarı desteklemek için kendi yarattıkları yalan dünyasında her türlü akıl dışı haberi, iftira ve karalamayı yapmaktan çekinmeyen; kendi uydurdukları yalanlara kendileri inanıp herkesin de inanmasını isteyen bir medyanın tarihi çarpıtma gayretiyle; tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş adalet aygıtının zorlamasıyla Gezi’yi suçla, terörle, darbeyle anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz.
Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının Şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi parkındaki ağaçların kesildiği, çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam talep eden milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.
Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.
TAKSİM DAYANIŞMASI
Kitabı ve sergisiyle bir fikrin inşası: “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde”
Meslektaşlarımızın, mesleki birikimlerini ve deneyimlerini paylaştığı “Mimarlar Deneyimlerini Paylaşıyor” başlığıyla düzenlenen söyleşilerimiz yeniden başlıyor. 2021 yılının ilk söyleşisine, Mimar Melih Güneş ve tasarımcı Aykut Genç konuk olacak.
Nâzım Hikmet araştırmalarıyla tanınan Mimar Melih Güneş, son kitabı “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde”nin fikir ve tasarım sürecini, kitabın tasarımcısı Aykut Genç ile anlatacak.
Melih Güneş Hakkında
Akşehir’de doğdu, büyüdü. İstanbul’da mimarlık ve lisansüstü restorasyon eğitimi aldı. Uluslararası inşaat projelerinde yöneticilik yaptı. Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da yaşarken Nâzım Hikmet’in karısı Vera Tulyakova Hikmet ile tanışmaları dostluğa dönüştü. Tulyakova’nın ölümünden birkaç yıl sonra kızı Anna Stepanova’nın desteğiyle Nâzım Hikmet’in Türkçede yayımlanmamış veya yitik sanılan eserlerini buldu, bir kısmının yayımlanmasını sağladı.
Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy’a dair sergiler ve yayınlar gerçekleştirdi. Rusya’nın Çukotka bölgesindeki proje yöneticiliği döneminde çektiği belge niteliği taşıyan fotoğraf ile nesnelerden oluşan “ve kuzeydeydi güneş / hatır’lananlar” başlıklı kişisel sergisinin yanı sıra “Doğumunun 100. Yılında Geleneksel Mimarinin Şairi Nail V. Çakırhan” ile “Halet Çambel ile Buluşma” sergilerini Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde projelendirdi, küratörlüklerini yaptı, ilgili yayınları hazırladı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin kurulmasına önayak oldu. Çalışmaları nedeniyle iki kez Nâzım Hikmet Araştırma Ödülü verildi. Çeşitli dergilerde yayımlanmış yazıları dışında yazdığı, hazırladığı ya da katkıda bulunduğu pek çok kitap var. En son, Nâzım Hikmet’in sağlığında yayımlanmış kitaplarını içeren Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde adlı kapsamlı bir araştırma kitabı yayımlandı. Mimarlık ve restorasyon çalışmalarını sürdürmekte.
Aykut Genç Hakkında
16 Eylül 1980’de İstanbul Moda’da doğdu.
1997-1999 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne devam etti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden 2012 yılında mezun oldu.
2007-2012 tarihleri arasında Demir Tasarım’da Sanat Yönetmeni ve ardından Yaratıcı Yöenetmen olarak çalıştı. 2013 yılında İstanbul Ajans’ta Yaratıcı Yöenetmen olarak görev aldı. 2012 yılında tasarım ofisi Müessese’nin kurucu ortaklığını gerçekleştirdi ve çalışmalarını halen burada sürdürmektedir.
Eğitim hayatı boyunca birçok atölye çalışmalarına ve sergilere katıldı. Ardından proje yöneticiliği, atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Beş yıldan bu yana yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve aynı zamanda Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı üzerine doktorasını yapmaktadır.
Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu tarafından düzenlenen “Grafik Ürünler Sergisi” yarışmalarında Emin Barın Logotayp Özel Ödülü, İhap Hulusi Afiş Özel Ödülü ve Eczacıbaşı Vakfı Yılın Genç Grafik Tasarımcısı Özel Ödülü aralarında olmak üzere 20’yi aşkın ödül kazandı. Graphis’ten gümüş madalyası, Birleşmiş Milletler, Toplum Gönülleri Vakfı, Koç Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden teşekkür belgeleri bulunmaktadır.
25.11.2023
22 10 2022
10 Haziran 2017, Cumartesi günü Saat: 17.30’da TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, tarihsel kapitalizmin işleyişi içinde, inşaat sektörünün ve gayrimenkul piyasasının yapısal işlevleri ve bu liman bölgelerinin çerçevede son dönemde oynadığı kritik rol çeşitli kentlerden örneklerle, karşılaştırmalı olarak anlatılıp, İstanbul limanlarının bu global manzara içindeki yeri tartışıldı.
12.06.2024
Forum
Türkiye’de kiralık ve satılık konut fiyatlarında son yıllarda büyük bir artış yaşandı. ‘Dünya Konut Fiyat Endeksi’ üzerinden bakıldığında Türkiye’nin muazzam bir artışla ilk sırada olduğunu görüyoruz. Toplumun büyük kesimini içerdiği ölçüde artık konut krizi genel olarak kabul edilen bir gerçeklik oldu. Konut krizinin varlığının kabul edildiği anda krizin çözülmesi üzerine düşünce/pratiklerin geliştirilmesi gerekiyor. Konut sorununun çözümü için krize yol açan nedenlere ve nedenleri harekete geçiren işleyişe bakılması gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu gereklilikten hareketle konut sorununu farklı yönleriyle ele alacak kolektif düşünme-üretme ortamına ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.
Disiplinler arası ve eşitlikçi bir tartışma zemini oluşturmak için birbirini destekleyen iki düzlem/buluşma gerçekleştireceğiz.
19 Aralık 2021 tarihinde “Konut krizi üzerine birlikte düşünmek” başlıklı bir atölye çalışması ve bu çalışmada elde edilen bulguları daha da geliştirmek için 5-6 Ocak 2022 tarihlerinde “Konut Kurultayı” düzenleyeceğiz.
Atölye Yürütücüleri:
Esin Köymen, Fuat Ercan
Katılımcılar:
Alper Ünlü
Asuman Türkün
Ayşe Derin Öncel
Besime Şen
Binnur Öktem
Candan Çıtak
Dilek Özdemir Darby
Ebru Olcay Karabulut
Gülşen Kılıçreis Özaydın
İzzetin Önder
Pelin Pınar Giritlioğlu
Serkan Öngel
Alper Sinan Timoçin
Aysel Can Ekşi
Aysel Durgun
Ayşe Mücella Yapıcı
Bahadır Özgür
Berat Çelikoğlu
Can Atalay
Cansu Yağcıoğlu
Cansu Yapıcı
Cihan Uzunçarşılı Baysal
Eyüp Muhcu
Gökçem Yiğit
Mustafa Fazlıoğlu
Onur Cingil
Osman Güdü
Pervin Çelik
Saltuk Yüceer
Tores Dinçöz
Mimarlar Odası Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği tarafından "Bakırköy'de Kentsel Dönüşüm Gerçeği" başlıklı panel, 22 Mart 2015 Pazar günü saat 13.00'da Cem Karaca Kültür Merkezi'nde (Yenimahalle/Bakırköy) gerçekleştirilmiştir..
Nezih Eldem ve Mekanı Ögrütlemek Çizginin Gücü. Detaya Hakimiyet. Elverişlilik.
19.10.2022
Kültürel miras niteliğindeki ahşap bitirme ve süsleme elemanlarının konservasyonu
"Ayın Konuğu" buluşmaları kasım ayında Arkeolog Güneş DURU'nun "İnsan ve Mekanın Dolanık İlişkisi" başlıklı sunumuyla devam etti. DURU'nun sunumu 12 Kasım 2016 Cumartesi günü Karaköy binamızda gerçekleşti.
"İnsan ve Mekanın Dolanık İlişkisi"
"Barınma zorunluluğuyla başlayan insan-mekan ilişkisi öngörülemeyen yeni deneyimler, sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm arayışlarını ve yeni icatları beraberinde getirirken el yordamıyla oluşturulan mekanlar zamanla insanı biçimlendirmeye başlamış, bir anlamıyla evcilleştirmiştir. Ölçeği değişse de insan ve mekanın karşılıklı, dolanık ilişkisi tüm toplumsal dinamiklerin merkezinde olmuştur.
İlk yerleşik toplulukların çözüm arayışları, sosyal rekabet ve bir dizi benzeri olgu "Mimarlığın" ortaya çıkmasına neden olurken, değişen mekan kavramı özel ve kamusal alan arasındaki ayrışma ve çatışmaları da beraberinde getirmiştir."
Güneş Duru
25 yıldır pek çok arkeolojik araştırma ve kazı projesinde yer alan Dr. Güneş Duru arkeoloji, mimarlık ve antropoloji gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek, insan ve mekan arasındaki dolanık ilişkinin değişim dinamikleri kadar, mimarlığın ortaya çıkış sürecinin de izlerini sürmektedir.
Temmuz 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
2. Gün
Ayın Konuğu: Prof. Dr. Galip Yalman "KRİZ VE SİYASET: Yunanistan’dan İspanya’ya Neoliberalizm Karşıtı Hareketler ve Mücadele Pratikleri Üzerine"
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi "AYIN KONUĞU" programına bu kez, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi ve Avrupa Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Galip YALMAN konuk edildi.
Araştırma konuları uluslararası ve karşılaştırmalı siyasal iktisat, devlet kuramları, siyasal iktidar-iş dünyası ilişkileri, neoliberal dönemde emek-sermaye ilişkileri ve yoksullukla mücadele stratejileri olan ve bu alanlarda çeşitli dersler veren Yalman, 25 Nisan Cumartesi günü gerçekleşen buluşmada "KRİZ VE SİYASET: Yunanistan'dan İspanya'ya Neoliberalizm Karşıtı Hareketler ve Mücadele Pratikleri Üzerine" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
06.10.2023