En çok izlenen videolar

MimaristTV
13 Görüntülenme · 2 yıl önce

Nisan 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
13 Görüntülenme · 2 yıl önce

Mart 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
13 Görüntülenme · 2 yıl önce

Yonetmen: Fatih Pınar, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
12 Görüntülenme · 2 yıl önce

⁣Konferans Dizisi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e
Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü

"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferanslarının 3. bölümüne "Erken Cumhuriyet Dönemi Koruma Çalışmalarında Bir Mimar: Ali Saim Ülgen" başlıklı sunumuyla Prof. Dr. Zeynep AHUNBAY katılacak.

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay 24 Aralık Cumartesi günü gerçekleşecek sunumunda, genç Cumhuriyet'in görkemli Selçuklu ve Osmanlı anıt eserlerini koruma çabasını, dönemin önde gelen uygulamacı mimarı Ali Saim Ülgen'in çalışmaları üzerinden değerlendirecek.

3. Bölüm
"ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ KORUMA ÇALIŞMALARINDA BİR MİMAR:
ALİ SAİM ÜLGEN"

MimaristTV
12 Görüntülenme · 2 yıl önce

⁣⁣Gezi ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!
GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
Gezi Direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor.
Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz! Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.

2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;

Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;

Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden, o korkunç polis şiddetinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;

En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;

Gezinin haklılığını ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;

Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler; Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, ya da hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;

Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;

Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;

Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;

Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler, kadınlar, lgbti+lar, taraftar grupları; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;

Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!

9 yıl geçti, ancak Gezi Direnişi tüm berraklığıyla, tüm haklılığıyla var olmaya devam ediyor. Ama bugün, tüm dünyada kabul gören bu haklılığa rağmen, Taksim Dayanışması’ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da aralarında yer aldığı itham edilenlerin şahsında, ülkemizin 80 kentinde Gezi’ye katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımız bir kez daha haksızca yargılanmak isteniyor. Daha önce iki kez aynı ithamlar karşısında haklılığı ispatlanan Mücella Yapıcı hakkında müebbet, Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında onlarca yıl hapis talep ediliyor. 2017 yılından bu yana, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala hakkında müebbet isteniyor.

İstedikleri sadece bu değil. Gezi’nin Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı olduğu, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkı olduğu unutturulmak isteniyor.

Gezi’nin emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı olduğunu unutturmak istiyorlar.

Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz. Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk. Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.

Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan işte bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır.

Gezi Direnişinin tarihsel gerçekliği, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerinizin zorlamasıyla değiştirilemez.

Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları, özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü zeytinlerin, derelerin, doktorların, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, akademisyenlerin, kadın hareketinin, lgbti+ların yanında hep birlikte kol kola girip baskılara karşı direnmeye devam etmenin yolu, kısacası demokrasinin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktan geçiyor. Biliyor ve inanıyoruz ki:

GEZİ eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu Ülkenin sönmeyecek umududur.

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
11 Görüntülenme · 2 yıl önce

Değerli Meslektaşımız,

Hocaların Hocası,

Prof. Hande Suher

Anısına...

MimaristTV
11 Görüntülenme · 2 yıl önce

⁣Arif Keskiner

MimaristTV
10 Görüntülenme · 2 yıl önce

Mimar, Antropolog ve Eğitimci Bozkurt Güvenç, "AYIN KONUĞU" programımızın bu yılki son konuşmacısı oldu.

Çalışmalarında, sosyal antropolojiyle ilgili sorunlar içinde en çok "kültür" kavramı üzerinde duran Güvenç, 19 Aralık Cumartesi günü gerçekleşecek programa, "Tasarım Sanatı ve Mimarlık" konulu sunumuyla katıldı.

Bozkurt Güvenç hakkında;

Mimar, insanbilimci ve eğitimci Bozkurt Güvenç 1926 yılında Samsun'da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Anadolunun değişik illerinde tamamlayarak yurdun farklı yörelerini tanıma olanağını buldu. . Kabataş Lisesi'nden sonra 1943-45 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi'ne devam etti. Mimarlık eğitimini 1945 yılında kazandığı Devlet Bursuyla ABD'de, Georgia ve Massachusettes Teknoloji Enstitülerinde tamamladı.

Demokrat Parti döneminin eğitim, felsefe ve yabancılaşma sorunlarıyla ilgilenenen Güvenç, 1962-63 yılında USAID bursuyla Columbia Üniversitesi (ABD)'de Eğitim ve İnsanbilim programlarını izledi (M.A. 1963).

Dönüşünde Hacettepe Üniversitesi'nin kuruluşunda görevler aldı. Doktorasını 1965 yılında Hacettepe'de tamamladı. Temel Bilimler Yüksek Okulu'nu ve Nüfus Etütleri Enstitüsünü ve Sosyal Antropoloji Bölümünü kurdu. 1969'da doçent, 1977'de profesör, 1993'te emekli oldu
1972-76 yılları arasında Türk Sosyal Bilimler Derneği Başkanlığı; 1974 yılında Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı görevlerini üstlendi. 1979-81 yılları arasında Tokyo Üniversitesi Asya Afrika Araştırmaları Enstitüsü'nde Konuk Araştırma Profesörü ve 1985-86 yılında Wilson Center Burslusu olarak Smithsonian Enstitüsü (Washington D.C. ABD)'de araştırmalar yaptı.

1993-2000 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak Çankaya'da görevlendirildi. Başbakanlık Atatürk Barış Ödülü Yüksek Kurulu'nda, Yüksek Öğretim Kurumu Genel Kurulu'nda, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nda, Türk Eğitim Derneği Bilim Kurulu'nda çalıştı. Türkiye'yi UNESCO Genel Kurulları ile Uluslararası Eğitim Konferanslarında ve Avrupa Konseyi'nde temsil etti.

Japonya'nın "Yükselen Güneşin Altın Işınları" nişanıyla ödüllendirildi. 1997 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'ne onursal üye seçildi.
Çalışmalarında insan, kültür, eğitim ve değişim sorunlarına odaklanan Güvenç'in yayımlanmış eserleri şunlardır;

Türkiye Demografyası, HÜNEE, Hacettepe Ü. 1970.

Kültür Kuramında Bütüncülük Sorunu, Hacettepe Ü. 1970.

İnsan ve Kültür: Antropolojiye Giriş, Remzi 1972.

Sosyal/Kültürel Değişim, HÜNEE, HÜ, 1976.

Japon Kültürü, T. İş Bankası Kültür Yay. 1980.

Kültür Konusu ve Sorunlarımız, Remzi 1985.

Japon Eğitimi Raporu, MEB 1991.

Türk-İslam Sentezi (Dosyası). Sarmal Yayınevi 1991.

Mantık ve Metot. Anadolu Ü. Açık Öğretim Fak. 1992.

[Seçilmiş Ülkelerde] Üniversiteye Geçiş, ÖSYM, 1992.

Türk Kimliği: Kültür Tarihinin Kaynakları. Remzi 1993

Güldüsün Fıkraları, Remzi, 1994

Kültür ve Eğitim, (Denemeler) Gündoğan 1995.

Kültür ve Demokrasi, (Denemeler) Gündoğan 1996.

Kültürün ABC'si, YKY 1997.

Anılardan Sayfalar, T. İş Bankası Kültür Yay. 2004.

Demirel'e Yazdıklarım, Büke 2005

Demokrasi Din Devlet. Efil 2015.

Çeviriler;

Çağımızın Özgürlük Sorunu (Erich Fromm'dan) Özgün İnsan Yay. 1973.

Yalnızlık Dolambacı (Octavio Paz'dan) Cem 1978.

Darwin Gerçeği (Benjamin Farrington'dan) Çağdaş Yay. 1978.

Tarihten Dersler (Will ve Ariel Durant'dan) Cem 1979.

İnsan ve Dünyası (Calvin Wells'ten) Remzi 1982.

The Other, (Türk Kimliğinin İngilizce özeti). Alkım 2006

Der Andere.(Türk Kimliği'nin Almanca Özeti). Manzara Verlag, 2014

MimaristTV
10 Görüntülenme · 2 yıl önce

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Ocak 2015’ten itibaren düzenlediği ve farklı disiplinden bir uzmanın konuşmacı olarak katıldığı “Ayın Konuğu” buluşmalarının bu dönemki ilk konuğu Bahadır Özgür.

Ekonomi yazarı Bahadır Özgür’ün “Krizin Tetikçisi: İnşaat” başlığı ile güncel ekonomik gelişmeleri kent ve mimarlık gündemini yakından etkileyen inşaat sektörü üzerinden değerlendirdiği etkinlik, 20 Ekim 2018 Cumartesi günü saat 16.00’da Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde gerçekleşti.

MimaristTV
10 Görüntülenme · 2 yıl önce

16 Aralık 2018 günü yitirdiğimiz,

Mimarlar Odası 17.Dönem Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı,
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 35.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı,
İTÜ Mimarlık Fakültesi emekli öğretim üyesi,
Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü sahibi,

60 yıllık meslek yaşamı boyunca Mimarlar Odası’nda Yayın Komitesi, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurulu, Anma Programı Düzenleme Kurulu ve ÇED Danışma Kurulu gibi pek çok alandaki çalışmalarda katkısını esirgemeyen,

Mimarlık tarihi ve kültürü konusunda mesleğimize sunduğu olağanüstü katkılarıyla unutulmazlarımız arasında yerini alan,

Değerli hocamız

Prof. Dr. Afife Batur için

25 Aralık 2018 Salı günü saat 17.00’de

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binamızda ANMA TOPLANTISI düzenlenmiştir.




3. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 16