En çok izlenen videolar

MimaristTV
357 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣mudunu yarına taşıyacağız…


Dünyanın ve ülkemizin doğal, kültürel değerleri ile insana yaraşır çevre için ömrünü veren, mesleğimizin çağdaş, demokrat, toplumcu ilkelerinin yılmaz savunucusu C. Sami Yılmaztürk’ü, aramızdan ayrılışının üçüncü yılında anıyoruz.



2018 yılında ansızın aramızdan ayrılan, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 43. ve 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı C. Sami Yılmaztürk’ü anmak üzere ailesi, meslektaşları, çalışma arkadaşları, dostları ve mücadele arkadaşları çevrimiçi anma programında bir araya geliyor.

MimaristTV
109 Görüntülenme · 5 yıl önce

Mayıs 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
91 Görüntülenme · 5 yıl önce

Yonetmen: Fatih Pınar, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
87 Görüntülenme · 5 yıl önce

Şubat 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
206 Görüntülenme · 5 yıl önce

Mart 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
94 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Konferans Dizisi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e
Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü

"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Mimari Koruma Kültürü" konferanslarının 3. bölümüne "Erken Cumhuriyet Dönemi Koruma Çalışmalarında Bir Mimar: Ali Saim Ülgen" başlıklı sunumuyla Prof. Dr. Zeynep AHUNBAY katılacak.

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay 24 Aralık Cumartesi günü gerçekleşecek sunumunda, genç Cumhuriyet'in görkemli Selçuklu ve Osmanlı anıt eserlerini koruma çabasını, dönemin önde gelen uygulamacı mimarı Ali Saim Ülgen'in çalışmaları üzerinden değerlendirecek.

3. Bölüm
"ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ KORUMA ÇALIŞMALARINDA BİR MİMAR:
ALİ SAİM ÜLGEN"

MimaristTV
97 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 43. ve 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı C. Sami Yılmaztürk’ü anmak üzere ailesi, meslektaşları, çalışma arkadaşları, dostları ve mücadele arkadaşları bir araya geldi.



7 Mart 2019 Perşembe günü saat 19.00’da Mimarlar Odası Karaköy binasında gerçekleşen anma toplantısında, Sami Yılmaztürk’ün çektiği fotoğraflardan oluşan “Sami’nin Penceresi” başlıklı serginin de açılışı yapıldı.

MimaristTV
55 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣1. Gün

MimaristTV
103 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Sami Yılmaztürk

MimaristTV
51 Görüntülenme · 5 yıl önce

06.03.2015 Cuma (2. Gün)
Oturum-5: "Değişen İnsan-Mekan İlişkileri, Kent ve Birey"
Moderatör: Ali Rüzgar-Mimarlık Vakfı YK Sekreteri
Bildiri: Ali Akay-Prof. Dr./MSGSÜ-Sosyoloji
Değerlendirme:
Emre Zeytinoğlu-Yrd. Doç. Dr./MSGSÜ
Nezih Başgelen-Arkeolog-Yayıncı/Arkeoloji ve Sanat Yayınları
Tartışma: ...

Oturum-6: "Mimarlık ve Estetik Kültür, Etkileşim Araçları ve Etik"...
Moderatör: Eser Yağcı-Yrd. Doç. Dr./MSGSÜ/ MO İst. BK Şb. YK Üyesi
Bildiri: Meriç Öner-Araştırma ve Program Yöneticisi-SALT
Değerlendirme:
Belkıs Uluoğlu-Prof. Dr./İTÜ-Mimarlık
Oğuz Haşlakoğlu-Doç. Dr./İTÜ-Mimarlık/GSB-Sanat Felsefesi
Tartışma: ...

Oturum-7: "Planlamada Katılım ve Kamu Yararı"
Moderatör: Asuman Türkün-Prof. Dr./YTÜ-Şehir Planlama
Bildiri: Sezai Göksu-Prof. Dr./Dokuz Eylül Ü.-Şehir Planlama
Değerlendirme:
Cihan B. Uzunçarşılı-Bağımsız Araştırmacı/Kent Hareketleri
Yaşar Adnan Adanalı-Araştırmacı/Şehirci
Tartışma: ...

Oturum-8: "Planlama Kurumunun Çoklu Hukuk Ortamı"
Moderatör: Akın Atauz-Şehirci, Bölge Plancısı
Bildiri: Feridun Duyguluer-Öğr. Gör./ODTÜ/Eski BB TAU Genel Müdürü
Değerlendirme:
İclal Dinçer-Prof. Dr./YTÜ-Şehir Planlama
Tayfun Kahraman-Şehir Plancıları Odası İstanbul Şb. Başkanı
Yıldız Uysal-Y.Müh. Mimar/ Mimarlar Odası İst. BK Şb.
Tartışma: ...

Oturum-9: "Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru"
Kaynaklar...
Moderatör: Doğan Hasol-Dr./Y. Müh. Mimar
Bildiri: Bülend Tuna-Mimarlar Odası Mimarlık Akreditasyon Kurulu Üyesi
Değerlendirme:
Neslihan Dostoğlu-Prof. Dr./İKÜ-Mimarlık
Boğaçhan Dündaralp-Mimar
Tonguç Akış-Yrd.Doç. Dr./İYTE-Mimarlık
Tartışma: ...

MimaristTV
158 Görüntülenme · 5 yıl önce

Nisan 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
51 Görüntülenme · 5 yıl önce

Mimarlar Odası'nın diğer Meslek Odaları ile birlikte açtığı davada doğa ve kültür katliamı niteliğindeki 3. Köprü, Sarıyer-Beykoz Gerigörünüm ve Etkilenme Bölgesi Geçişi planlarının İstanbul 8. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile Atatürk Orman Çiftliğine tamamen hukuksuz yapılan Kaçak Saray süreci bahane edilerek İktidar odakları tarafından TMMOB ve Mimarlar Odası'na karşı yoğun bir itibarsızlaştırma kampanyası başlatılmıştır.

Başta Star ve Yeni Akit Gazeteleri olmak üzere aynı kaynaktan aldıkları talimatla hareket eden bir kısım "yandaş medya" organında, Mimarlar Odası günlerdir karalanmakta, hedef gösterilmekte, iftira ve yalan dolu haberler yapılmakta; yöneticiler ise tehdit edilmektedir.

Linç kampanyasının sürdürüldüğü bu süreçte yalan haberleri ihbar kabul eden Beyoğlu Belediyesi, şubemiz kullanımındaki Karaköy Hizmet Binası'nın tadilat projesine uygunluğunun denetlenmesiyle 30.06.2015 tarihli yapı tatil tutanağı tutmuş ve 06.07.2015 tarihinde bu tutanağa itiraz edilmiştir.

Gelişmelere ilişkin görüşlerimizin, bilgilerin ve belgelerin kamuoyu ile paylaşılması amacıyla 08.07.2015 Çarşamba günü saat 11.00'da Mimarlar Odası Karaköy Hizmet binasında basın toplantısı gerçekleştirilmiştir.

MimaristTV
46 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Sami Yılmaztürk Anısına…

Ülkemizde yaşanılan ağır ekonomik kriz ve bu krizi daha da derinleştiren pandemi koşulları, esasen dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için sorun teşkil eden elverişli konuta erişim sorununu yadsınamaz bir şekilde konut krizine dönüştürmüş durumdadır. Dünya Konut Fiyat Endeksi üzerinden bakıldığında, son yıllarda ülkemizdeki satılık konut ve kira fiyatlarının muazzam bir artışla ilk sırada bulunduğu, temel insanlık hakkı olan barınma ihtiyacının karşılanmasının aracı olan konutun gerek devlet gerekse kullanıcılar açısından ekonomik bir yatırım aracına dönüştürüldüğü görülmektedir.

Ayrıca, bilindiği gibi tüm dünyada 1,8 milyardan fazla insanın yeterli barınma hakkından yoksun olduğu, 2030 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 40’ının, istihdam, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişim için bir ön koşul olan yeterli konut erişimine ihtiyacı olacağı tahmin edilmektedir.

Tüm insanların yeterli barınma hakkına sahip olması gerekliliğini ve mesleğimizin bu konuda önemli bir iyileştirici rolü bulunması ilke edinen Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından 2021 yılının teması “Sağlıklı Bir Dünya İçin Temiz Çevre” olarak belirlenmiştir. UIA, bu temayla “Barınma, Kamusal Alanlar ve İklim Değişikliği” başlığında üç temel alana odaklanmıştır.

Bu tespitlerden hareketle sevgili meslektaşımız C. Sami Yılmaztürk anısına düzenleyeceğimiz “Konut Kurultayı”nı, konut sorununun çözümü için krize yol açan mevcut ekonomik ve politik yaklaşımları, farklı konut hallerini, konut tasarım ve üretim süreçlerini, herkesin konut hakkı bağlamında konuta erişilebilirlik sorunları nedenleri ve sürecin işleyişini farklı boyutları ile irdelemek, çözümlemek ve yeni çözümlere ulaşabilmek için disiplinler arası bir ortak bir buluşma gerçekleştirmek amacıyla düzenlemiş bulunuyoruz.

5-6 Ocak 2022 tarihlerinde çevrimiçi olarak düzenleyeceğimiz Konut Kurultayı, “Türkiye’de Konut/Barınma hakkı ışığında konut krizi ve mücadelesinin değerlendirilmesi ve yeni yaklaşımlar” başlığı altında tüm ilgililerin katılabileceği çevrimiçi forumla sona erecektir.

Tüm meslektaşlarımıza ve kamuoyuna katılımları ricasıyla saygı ile duyurulur.

MimaristTV
70 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Gezi’yi lekelemeye yönelik beyhude çabalarınızı reddediyoruz!

Gezi bu toprakların eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.

Ülkemizin toplum, kent ve demokrasi tarihinin en parlak ve onurlu sayfalarından biri olan ve anayasal bir zeminde, meşru olarak gerçekleştiği daha önce verilen yargı kararlarıyla tescil edilen Gezi Direnişi, hukuka ve gerçeğe aykırı bir iddianameyle karalanmaya, temel hak talepleri suç unsuru gibi gösterilmeye, barışçıl direnişin, tarihsel ve meşru gerçekliği çarpıtılmaya ve Gezi yeniden yargılanmaya çalışılmaktadır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından geçtiğimiz hafta kabul edilen, hiçbir somut delile dayanmayan, tamamen komplo teorilerinden ilhamla yazılmış akıldışı bir iddianameyle Gezi’nin tarihi yeniden yazılmak isteniyor.

Gezi’yi lekelemeye yönelik beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi biz yaşadık, biliyoruz! Gezi bu toprakların eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.

Bir kez daha açıkça söyleyelim: Gezi, ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır. Çaresizce iddia ettiğiniz gibi içeriden veya dışarıdan bir şefi, reisi, yönlendiricisi, talimat vereni, tepe örgütü, finansörü yoktur! Gezi Direnişi’ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz.

2013 yılının Haziran ayından beri sistemli bir şekilde sürdürülen bu algı dayatmalarına toplum ve kamuoyu tarafından itibar edilmediği gibi, Gezi Direnişi’nin demokratik hak ve ifade özgürlüğü çerçevesinde son derece meşru ve anayasal bir zeminde gerçekleştiği daha önce verilen yargı kararlarıyla da tescil edilmiştir.

Ancak tüm bu gerçeklere rağmen, 16 kişinin ağırlaştırılmış müebbet ve bir dizi ek ceza istemiyle yargılanıyor olmaları, ülkemizde yargı erkinin siyasal iktidarın bekasını korumakla görevli bir birime dönüştüğünü gösteren son örnek olmuştur.

Çok iyi biliyoruz ki, barış talep eden akademisyenlerin terör faaliyeti kapsamında yargılanıp cezalandırılmaları; mesleki ve anayasal görevlerini icra eden avukatların seslerini kısmak için akıl almaz suçlamalarla hapsedilmeleri; gerçeğin peşine düşen gazetecilerin delilsiz, mesnetsiz iddialarla terörist ilan edilmeleri, iktidarın muhalif fikirlere ve seslere karşı düşmanlığından ve yürüttüğü yanlış politikaların toplum nezdinde yarattığı derin rahatsızlığın farkında olmasından kaynaklanmaktadır.

Tam da bu nedenledir ki, Gezi sürecine dair asıl hesap vermesi gerekenler, bu iddianamede Davacı ve Mağdur sıfatlarıyla yer almaktadırlar. Onlarca arkadaşımızın ölümüne, onlarcasının gözlerini kaybetmesine, binlercesinin yaralanmasına sebep olan akıl almaz polis şiddetinin emirlerini verenler, bu şiddeti uygulayanları koruyup kollayanlardır Gezi’nin gerçek sanıkları.

Kendi yurttaşlarının yurdun dört bir yanından barışçıl eylemlerle haykırdıkları haklı ve meşru taleplerine kulak vermek yerine; devletin adalet mekanizmasını, bu demokratik talepleri bastırmak ve toplumun bir kesiminden düşman yaratmak için kullanmak isteyenlerdir Gezi’nin gerçek sanıkları.

Evrensel hukuk normlarını tersyüz eden, asgari hukuki normları dahi gözetmeyen, “anlaşılmıştır”, “değerlendirilmiştir”, “kıymetlendirilmiştir” gibi ifadelerle hiç bir somut delil ortaya koyamayan iddianameden;

Kırılan araba camlarını bir bir sayanların, orantısız polis şiddetiyle kaybettiğimiz canlarımızı görmezden geldikleri “anlaşılmaktadır.”

Zarar gören çöp konteynerleri eksiksiz kayda geçirilirken, görevli polislerce nişan alınarak atılan gaz fişekleri yüzünden gözünü kaybeden onlarca arkadaşımızın görmezden gelindiği “anlaşılmaktadır.”

Bu iddianameyi yazanların, özel hayatların ifşasından başka hiçbir hukuki iddiaya dayanak oluşturmayan telefon tapelerini sayfalarca peş peşe dizmelerinden, hukuk dışı bazı amaçlara hizmet etmeyi amaçladıkları “anlaşılmaktadır.”

Bu iddianameyi yazanların sadece geçmişi lekelemeyi değil, ortak geleceğimizi de karartmayı hedefledikleri “anlaşılmaktadır.”

Asıl üzücü olan ise, içerdiği tamamen dayanaksız, hayal ürünü iddialarla tam bir hukuk garabeti olan bu sözde iddianamenin, toplum nezdinde zaten güvenilirliğini kaybetmiş olan adalet mekanizmasının itibarını bir kere daha yerle bir etmesi.

Arıcılık haritasından ülkeyi bölme planları çıkartan; parkta toplanan gençlere poğaça, sandviç gönderilmesinden finansörlük icat eden; Antalya’ya tatile gelen turistlerden dış güçler yaratan; Gezi Parkı’nda görevli polislere çiçek vermeyi hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs olarak yorumlayan bu iddianame, şüpheli olarak hedef aldığı kişilerin özgürlüğünü tutuklayarak rehin almış ve ağırlaştırılmış müebbetle tehdit ediyor olmasaydı, komik olarak nitelenebilirdi. Ancak tüm ciddiyetiyle bu iddialara gereken cevabı vermek tarihi bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor.

Unutmayalım ki burada yargılanmak istenen bu 16 kişi şahsında, ülkemizin 80 kentinde Gezi’ye katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımızdır.

Bu anlamda, siyasi iktidarı desteklemek için kendi yarattıkları yalan dünyasında her türlü akıl dışı habere, iftira ve karalama gayretine girişenlere karşı, tüm yurttaşlarımızı bu 657 sayfalık iddianameyi bizzat okumaya davet ediyoruz.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi 4 Mart 2019’da kabul etmiş, ilk duruşma için de 24-25 Haziran 2019 tarihlerini göstermiştir. Bu akıl ve hukuk dışı iddianame derhal geri çekilmeli, iddianamede görüldüğü üzere somut hiçbir delil olmadığı halde kurgu ithamlarla tutuklu yargılanan Mehmet Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu derhal serbest bırakılmalıdır.

Biz Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının Şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük,demokrasi ve insanca yaşam için direnen milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.

Polisiyle, yargısıyla, medyasıyla hakikati baskılayıp tarihi yeniden yazmaya çalışanlara inat, gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse, gücünü Gezi’nin eşitlikçi, özgürlükçü ve barışçıl birlikteliğinden alacaktır. Milyonları da yargılasanız, bu gerçeği yok edemeyeceksiniz.

Gezi Direnişi’ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz.

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
25 Görüntülenme · 5 yıl önce

⁣Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.




1. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 10