En çok izlenen videolar
9. Yılında Gezi Direnişi! Nasıl Başladı, Neler Oldu? | Hatırla
#gezi #geziolayları #hatırlaGezi Parkı Olayları 9. Yılında! Neler Olmuştu, Nasıl Başladı ve Nasıl Bitti?
KRT TV
Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.
mudunu yarına taşıyacağız…
Dünyanın ve ülkemizin doğal, kültürel değerleri ile insana yaraşır çevre için ömrünü veren, mesleğimizin çağdaş, demokrat, toplumcu ilkelerinin yılmaz savunucusu C. Sami Yılmaztürk’ü, aramızdan ayrılışının üçüncü yılında anıyoruz.
2018 yılında ansızın aramızdan ayrılan, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 43. ve 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı C. Sami Yılmaztürk’ü anmak üzere ailesi, meslektaşları, çalışma arkadaşları, dostları ve mücadele arkadaşları çevrimiçi anma programında bir araya geliyor.
Temmuz 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
17.09.2024
13.12.2025
16.09.2024
Türk ve dünya kültürünü ve mimarlığını yorumlayan eserleri ve çalışmalarıyla, çağdaş, bilimsel düşünceyi benimsemiş kadroların ve genç kuşakların yetişmesine büyük katkılar sunan, mimarlık dünyasını aydınlatan; meslek kültürüne ve gelişimine desteğini ömür boyu sürdüren; sayısız ödülün yanı sıra, Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri 1990 “Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü” ile Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) 2021 “Jean Tschumi Mimari Yazın Ödülü” sahibi Prof. Dr. Doğan Kuban 22 Eylül 2021 Çarşamba günü aramızdan ayrılmıştır.
Mimarlar Odası, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve restorasyonu alanlarında gerçek bir öncü olan Prof. Dr. Kuban’ı, yaşamını ve eserlerini öğrencilerinin, meslektaşlarının ve dostlarının anlatımlarıyla anmak ve tanımak üzere “Hep Yeniden Doğan Kuban” başlıklı bir anma programı düzenlemektedir.
Mesleğimizin ve koruma biliminin duayeni Prof. Dr. Doğan Kuban’ı birlikte anmak ve paylaşmak üzere düzenlenen etkinliğimize meslektaşlarımızı, Doğan Kuban dostlarını, öğrencilerini davet ediyor, katılım ve katkılarınızı bekliyoruz.
TMMOB MİMARLAR ODASI GENEL MERKEZİ
TMMOB MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ
17 Kasım 2021 Çarşamba, 16.00
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
PROF. DR. DOĞAN KUBAN HAKKINDA
1926 Paris doğumlu Prof. Dr. Doğan Kuban, 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olmuş daha sonra İtalya’da Rönesans Mimarisi üzerine çalışmıştır. 1962 yılında Fullbright bursu ile öğretim üyesi olarak Michigan Üniversitesi’nde bulunmuştur. 1964-1979 yılları arasında Harvard Üniversitesi’nde “Bizans Çalışmaları Programı”nda çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Doğan Kuban, 1965 yılında “Profesör” kadrosuna atanmış, 1974-1977 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Dekanlığı görevini üstlenmiştir. 1974 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne bağlı olarak Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Bölümü’nü kurmuştur. 1980-1981 yıllarında “Ağa Han Konuk Profesörü” olarak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) dersler vermiştir.
Türk kentlerinde tarihi ve kültürel mirasın korunması ve restorasyonu alanlarında öncü çalışmalar yürüten; İstanbul, Kazakistan ve Türkmenistan’da sit alanlarında önemli koruma/restorasyon projeleri ve uygulamalarını yürüten Prof. Dr. Doğan Kuban; “Ağa Han Mimarlık Ödülleri Programı”nda yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.
Divriği Ulucami kapılarının eşsiz taş işçiliğinin korunması için özgün yayınlarla ve sergilerle yürüttüğü aktif mücadelesi koruma alanında özel bir örnek oluşturmaktadır. Koruma alanında gerçek bir öncü olan Prof. Dr. Kuban’ın katkı ve çabalarıyla ülkemizde bilimsel, akademik bir disiplin kurulmuş ve çok sayıda uzman, öğrenci yetiştirilmiş, kapsamlı bir yayın birikimi oluşmuştur. Prof. Dr. Doğan Kuban Hocamız çok sayıda ödüllü kitabın, İslam ve Anadolu mimarisi ve sanatı üzerine sayısız makalenin yazarıdır.
Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri-1990
Seçici Kurulu’nun Sözleriyle Prof. Dr. Doğan Kuban
“Türk ve dünya kültürünü yorumladığı eserleriyle mimarlık kamuoyunu aydınlatması, ve çağdaş düşünceyi benimsemiş kadroların ve genç kuşakların yetiştirilmesinde görülen büyük katkıları, ve bu konulardaki araştırma, yayın ve kurumsal çalışmaları ile mimarlık eğitimine seçkin hizmetleri nedeniyle DOĞAN KUBAN’a Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü verilmiştir.”
Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) 2021 Jean Tschumi Mimari Yazın Ödülü
Seçici Kurulun Sözleriyle Prof. Dr. Doğan Kuban
“Ödül; mimarlık, koruma ve restorasyon alanında “sessiz dev”, Türk mimarlık tarihçisi ve koruma uzmanı Doğan Kuban’a verilmiştir. Çalışmaları İstanbul, Kazakistan ve Türkmenistan’ın zengin mimari miras değerlerine odaklanmıştır. Kuban yaşamı boyunca; Türk, İslam ve Anadolu mimarisinin ihtişamını ve karmaşıklığını dünyaya tanıtan, geleceğin mimarlarına ve bilim insanlarına paha biçilemez bir kaynak oluşturan ve ilham veren yetmişten fazla eser üretmiştir”.
En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!
GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna siyasi iktidarın etik, bilim, teknik ve hukuk tanımayan uygulamaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve akıl almaz bir şiddete dönüşmüştü. Bu amansız ve akıl almaz şiddet karşısında Gezi Parkından yükselen “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir köşesine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştı.
Ülkemizin toplum, kent ve demokrasi tarihinde izleri hiç bir zaman silinmeyecek onurlu bir sayfa açan Gezi Direnişi, ilk günden beri ısrarla itham edilerek karalanmaya, Gezi Direnişinde dile getirilen temel hak talepleri bir suç unsuru gibi gösterilmeye, tarihsel ve meşru gerçeklik çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz!
Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.
2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;
Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;
Parklarda çocuklar aç kalmasın diye evinden, fırınından, bakkalından, marketinden pasta, börek, pide getirenler;
Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;
En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;
Gezinin haklılığını savunan ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;
Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler;
Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;
Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;
Yarışma programlarından magazin programlarına, tartışma programlarından belgesellere kadar Gezi’yi ekranlara taşıyan yapımcılar, sunucular, programcılar; Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;
Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;
Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;
Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;
Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!
Gezi Direnişi, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı iddialarıyla hiçbir şekilde suç kapsamına sokulamaz, hakkında şaibe yaratılamaz!
Çünkü, Gezi’de hiçbir karar kapalı kapılar ardında ve gizli kapaklı alınmadı. Hiçbir zaman ve hiçbir yerde kendinden menkul kişi ya da kurumların kararları uygulanmadı. Her ne yapılacaksa “bu bazen miting, bazen konser, kütüphane açılışı, revir ya da mutfak” açık forumlarda ve oybirliği ile kararlaştırıldı. Gerekli olan sembolik ihtiyaçlar katılanlar tarafından imece ile karşılandı.
Yani Gezi’nin “şefi”, “reisi”, “yönlendiricisi”, “talimat vereni ” yoktu!
Bu nedenle içeriden ya da dışarıdan “finansörü” olması da mümkün değildi.
GEZİ; güncel siyasal gelişmelerin, rekabetlerin, seçimlerin, meclis pazarlıklarının kabına hiç sığmadı. Bu nedenle iktidardaki hükümetin ayarını, muhalefet partilerinin ezberini bozdu. Ne adına parti kuranların, ne de adına aday olanların seçim beklentilerine yanıt verdi.
Bugün burada Gezi hakkında, yalanlar ve çarpıtmalarla kurgulandığı çok açık ithamlar karşısında gerçekleri hatırlatma gibi tarihsel bir sorumluluğu yerine getiriyoruz.
Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkıydı Gezi.
Emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı…
Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz.
Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk.
Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.
Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır. Bu emirleri verenlerin, koruyanların, mahkemelerini sürüncemede bırakanların vermeleri gereken hesapları olmalıdır. Kendi yurttaşlarının talepleri berrak, kitleselliği ve haklılığı açık olan bu mesajının gereklerini yerine getirmek veya en azından verilen mesaj doğrultusunda durup düşünmek yerine, tam tersine düşman yaratma, suç icat etme, ülkenin en demokratik eyleminden darbe, terör, suç örgütü çıkarma girişimleri bu ülkeye ve demokrasiye yapılacak en büyük kötülüktür.
Bu tarihsel gerçeklik, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, akademisyenleri ve sivil toplum gönüllülerini gözaltında sorgulayıp tutuklamakla, anayasal hak ve ödevlerini yerine getirerek yasal ve meşru şekilde görevlerini yapan arkadaşlarımızı ifadelere çağırmakla, tıpkı Kabataş yalancıları gibi yeni yalancı tanık ve iftiracılar bulup çıkarmakla değiştirilemez.
İktidarı desteklemek için kendi yarattıkları yalan dünyasında her türlü akıl dışı haberi, iftira ve karalamayı yapmaktan çekinmeyen; kendi uydurdukları yalanlara kendileri inanıp herkesin de inanmasını isteyen bir medyanın tarihi çarpıtma gayretiyle; tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş adalet aygıtının zorlamasıyla Gezi’yi suçla, terörle, darbeyle anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz.
Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının Şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi parkındaki ağaçların kesildiği, çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam talep eden milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.
Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.
TAKSİM DAYANIŞMASI
Basın Açıklaması
22.11.2024
08.03.2025
Mayıs 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Meltem TV'de Gülgün Feyman'ın sunduğu Haberin İçinden programına 27 Ocak 2025 Pazartesi günü Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ahmet Erkan, Bolu Kartalkaya'daki otel yangını ile ilgili değerlendirmelerde bulunmak üzere konuk oldu.
Tarih: 12-13 Kasım 2015 Perşembe, Cuma
Yer: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu
"Mimarlık ve Eğitim Kurultayları, 2001 yılından başlayarak iki yıl arayla gerçekleştirilmiş ve kazanımlarını mimarlık gündemine taşımıştır. Kurultaylarda mimarlık eğitiminin ve mimarlığın sorunları formasyon, yeniden yapılanma, süreklilik, değişim, yetki ve sorumluluk, gelişim, çeşitlenme, bütünleşme ve dayanışma temelinde ele alınmış; meslek ortamı ve üniversiteler arasında işbirliği sağlanarak çözüm aranmıştır.
On yılı aşkın deneyim ve birikimi ile son olarak 2013 yılında "Mimarlık Eğitim ve Meslek Alanında Bütünleşme ve Dayanışma" teması ile yedincisi düzenlenen Kurultayda; gündemde olan yasal değişiklikler yoluyla mimarlık meslek ve eğitim alanında yaşanan değişiklikler, geçmişe ait kazanımların kaybedilmesine yol açan özelleştirme süreçleri, mimarlık eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında yaşanan kalite sorunları, mesleki haklar ve yetki alanları değerlendirilmiştir.
Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarının "Nasıl Bir Gelecek – Nasıl Bir Mimarlık" teması ile ilk kez düzenlendiği döneme benzer bir bağlam oluşturan kriz ve belirsizliklerin; mimarlık ortamı ve eğitim alanındaki dönüşüme yansımaları göz önünde bulundurularak Sekizinci Kurultay teması "Mimarlık ve Eğitim: Nereye?" olarak belirlenmiştir."
Kurultay 12-13 Kasım 2015 tarihlerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek, Kurultayın 3. Oturumu ile Mimarlık Eğitimine Dair Bir Önerim Var" başlıklı IV. Diploma Projeleri Sergisi ise Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde yapılacaktır.
Program:
Mimarlık ve Eğitim Kurultayı – 8
"Mimarlık ve Eğitim: Nereye?"
12-13 Kasım 2015 / MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu, İstanbul
12 Kasım 2015 / Perşembe
09.00 – 09.30 Kayıt
09.30 – 10.45 / Açılış Oturumu
Cemal Sami YILMAZTÜRK, Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesi Başkanı
Eyüp MUHCU, Mimarlar Odası Genel Başkanı
Deniz İNCEDAYI, Kurultay Başkanı
Azmi ÖGE, KTMMOB Mimarlar Odası Başkanı
Sema ERGÖNÜL, MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı
10.45 – 11.00 Ara
11.00 – 13.00 / 1. OTURUM
"Toplumsal Sorumluluklar"
Oturum Yöneticisi:
Zeynep AHUNBAY
Tematik Sunuşlar:
Doğan KUBAN
Korkut BORATAV
Afşar TİMUÇİN
13.00 – 14.00 / Yemek Arası
14.00 – 16.00 / 2. OTURUM
"Mimarlık ve Etik"
Oturum Yöneticisi:
Doğan HASOL
Sunuşlar:
Cengiz BEKTAŞ
İpek AKPINAR
Mücella YAPICI
16.00 – 17.00 / Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesine geçiş
17.00 – 18.00 / 3. OTURUM
Öğrenci Forumu
Sunuşlar:
Öğrenci Temsilciler Kurulu
18.30 / SERGİ AÇILIŞI
Diploma Projeleri Sergisi - IV
"Mimarlık Eğitimine Dair Bir Önerim Var"
Öğrenci Fikir Yarışma Sergisi
Sempozyum
Video hakkında henüz açıklama girilmemiş.
Berlin Mimarlar Odası ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin birlikte düzenlediği “Berlin’de Konut Yapımı. Kim Kimin İçin İnşaat Yapıyor?” başlıklı serginin açılış töreni Karaköy Binası’nda yapıldı.
23 proje ile Berlin’deki konut mimarisi hakkında çok yönlü ve yaratıcı çözümlerin gösterildiği serginin açılış konuşmasını Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı C. Sami Yılmaztürk yaptı.
Yılmaztürk’ün ardından Berlin Mimarlar Odası Başkanı Christine Edmaier söz aldı.
Sergiyi takiben 13 Mayıs Cumartesi günü 14.00’da; Olaf Bartels/mimari yazar, Hülya Ertaş/mimar-yazar, Prof. Dr. Deniz İncedayı/ Mimarlar Odası MYK Üyesi, UIA 2. Bölge Başkanı ve Öğr. Gör. Dr. İnci Olgun’un /Mimar, MSGSÜ konuşmacı olarak katılacağı bir sempozyum düzenlendi. Türkiyeli ve Alman meslektaşlar arasında fikir alışverişinin sağlanacağı sempozyum mimarist.tv’den canlı yayınlandı. Etkinliğin kaydını mimarist.tv’den izlemek mümkün.
Sergi 3 Haziran 2017 tarihine dek Mimarlar Odası Karaköy Binası’nda görülebilir.
Türkiye’de kiralık ve satılık konut fiyatlarında son yıllarda büyük bir artış yaşandı. ‘Dünya Konut Fiyat Endeksi’ üzerinden bakıldığında Türkiye’nin muazzam bir artışla ilk sırada olduğunu görüyoruz. Toplumun büyük kesimini içerdiği ölçüde artık konut krizi genel olarak kabul edilen bir gerçeklik oldu. Konut krizinin varlığının kabul edildiği anda krizin çözülmesi üzerine düşünce/pratiklerin geliştirilmesi gerekiyor. Konut sorununun çözümü için krize yol açan nedenlere ve nedenleri harekete geçiren işleyişe bakılması gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu gereklilikten hareketle konut sorununu farklı yönleriyle ele alacak kolektif düşünme-üretme ortamına ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.
Disiplinler arası ve eşitlikçi bir tartışma zemini oluşturmak için birbirini destekleyen iki düzlem/buluşma gerçekleştireceğiz.
19 Aralık 2021 tarihinde “Konut krizi üzerine birlikte düşünmek” başlıklı bir atölye çalışması ve bu çalışmada elde edilen bulguları daha da geliştirmek için 5-6 Ocak 2022 tarihlerinde “Konut Kurultayı” düzenleyeceğiz.
Atölye Yürütücüleri:
Esin Köymen, Fuat Ercan
Katılımcılar:
Alper Ünlü
Asuman Türkün
Ayşe Derin Öncel
Besime Şen
Binnur Öktem
Candan Çıtak
Dilek Özdemir Darby
Ebru Olcay Karabulut
Gülşen Kılıçreis Özaydın
İzzetin Önder
Pelin Pınar Giritlioğlu
Serkan Öngel
Alper Sinan Timoçin
Aysel Can Ekşi
Aysel Durgun
Ayşe Mücella Yapıcı
Bahadır Özgür
Berat Çelikoğlu
Can Atalay
Cansu Yağcıoğlu
Cansu Yapıcı
Cihan Uzunçarşılı Baysal
Eyüp Muhcu
Gökçem Yiğit
Mustafa Fazlıoğlu
Onur Cingil
Osman Güdü
Pervin Çelik
Saltuk Yüceer
Tores Dinçöz
15.12.2023