En çok izlenen videolar
21.01.2023
Eğitim alanındaki değerli hizmetlerinin yanı sıra, arkeolojik, yöresel ve anıtsal mimarlık mirasıyla ilgili araştırmalar yapmış; bu araştırmalarının sonuçlarını yol gösterici kaynak ürünler oluşturan sergi, konferans ve yayınlarla paylaşmış; tüm bu ürünlere temel oluşturan mimarlık fotoğrafı üretimini istikrarlı ve etkin bir şekilde sürdürmüş ve 17. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında oybirliği ile Mimarlığa Katkı Dalı Ödülü verilmiş olan Reha Günay, 2023 yılındaki ilk söyleşi konuğumuz oldu.
Mimarlık tarihi, sanat tarihi ve arkeoloji ara kesitindeki hassas ve disiplinli alan çalışmalarının tümünde öne çıkan analitik bakış açısı ile taviz vermeyen titiz yaklaşımı öğrencilerinin ve okuyucularının ortak görüşüdür. Türkiye’de mimarlık ve kültürel ortamın 20. yüzyılın ortasından bugüne beslenmesine katkıda bulunan Günay’ın yoğun bir şekilde emek verdiği bir alan da mimarlık fotoğrafı olmuştur. Fotoğraf çalışmalarıyla kültürel, arkeolojik ve mimarlık mirasının tespit ve belgelenmesi konusunda önemli katkılar yapmış olan Günay, 1970’li yıllardan itibaren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde “mimarlık fotoğrafı” dersi de vermiş; böylece Türkiye’de fotoğraf sanatının mimari temsilin en etkin mecralarından biri olarak gelişmesini sağlayan önde gelen isimler arasında yer almıştır.
Deklanşöre basmak ve belgelemenin yaşamdaki öneminden son kitaplarından biri olan Şile’deki Ev’e de uzananan söyleşinin yürütücülüğünü eski öğrencilerinden M. Melih Güneş yaptı.
Reha Günay Hakkında
1937 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Reha Günay, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 1960 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktora yaptı. 1994 yılında profesör olan Reha Günay, emekli olana kadar Yıldız Teknik Üniversitesi Restorasyon Ana Bilim Dalı’nda çalıştıktan sonra Yeditepe Üniversitesi’nde bir süre öğretim üyesi olarak görev yaptı.
1978’den 2011 yılına kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nde “Mimarlık Fotoğrafı” dersleri verdi. Fotoğraf çalışmalarına, kültür varlıklarının ve mimarlık mirasının belgelenmesi yönünde ağırlık verdi. 1983-2004 arasında Ağa Han Mimarlık Ödülleri Vakfı için İslam ülkelerinde yarışmaya katılan yapıları fotoğrafla belgeledi.
Prof. Dr. Reha Günay, yaşamı boyunca yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle 2020 yılında, TMMOB Mimarlar Odası 17. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında “Mimarlığa Katkı Ödülü”ne lâyık görülmüştür.
mudunu yarına taşıyacağız…
Dünyanın ve ülkemizin doğal, kültürel değerleri ile insana yaraşır çevre için ömrünü veren, mesleğimizin çağdaş, demokrat, toplumcu ilkelerinin yılmaz savunucusu C. Sami Yılmaztürk’ü, aramızdan ayrılışının üçüncü yılında anıyoruz.
2018 yılında ansızın aramızdan ayrılan, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 43. ve 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı C. Sami Yılmaztürk’ü anmak üzere ailesi, meslektaşları, çalışma arkadaşları, dostları ve mücadele arkadaşları çevrimiçi anma programında bir araya geliyor.
19. Yüzyılda İstanbul'un Değişen Mimari Dokusunda Güçlü Bir Etken Olarak Askeri Yapılar
19. YÜZYILDA YENİDEN BİÇİMLENEN KENT: İSTANBUL
İstanbul, özel coğrafi konumu nedeniyle tarihöncesi çağlardan bu yana tercih edilen bir yerleşim yeri olmuştur. Kent, tarihsel süreç içinde Bizans, Osmanlı gibi büyük devletlere de başkentlik yapmış ve binyıllar içinde görkemli anıt yapılarla donatılmıştır. İstanbul’un çekici topografik özellikleri de anıtların yer seçiminde etkili olmuş, böylece doğal ve mimari çevre birlikte özgün bir kültürel peyzaj oluşturmuştur. Günümüz İstanbul imgesinin kanıtı olan ve sıklıkla koruma sorunlarına dikkat çekilen “tarihi yarımada silueti”, aslında zaman içinde pek çok değişim yaşayarak bugüne ulaşmış olan ve İstanbul’un geçmişindeki farklı dönemlerin, farklı kültürlerin izlerini taşıyan bir bütünlüktür.
İstanbul bu özel kültürel değeri ve mimari kimliği ile 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiştir. Böylece İstanbul’un geçmiş yaşamının bugüne ulaşan izlerini ve kanıtlarını oluşturan anıt yapılar ve kentsel dokular kendi uyumlu bütünlüğü içinde küresel ölçekte saygı duyulan ve korunması önemsenen bir değer olarak kabul edilmiştir. Ancak her ne kadar kentimizin görkemli geçmişi ve etkileyici görüntüsü ile övünsek de, İstanbul bugün önemli koruma sorunları yaşamaktadır. Tarihi kent üzerindeki rant baskısının olumsuz etkisi ve yanlış koruma politikaları, İstanbul’un özgün tarihi kimliğini ve mimari değerini tehdit etmekten öte dönüştürmeye başlamış durumdadır. Bu bağlamda doğru koruma politikalarını geliştirebilmek ve yanlış uygulamalara karşı durmak için bir yol da İstanbul’u çok katmanlı çok kültürlü kimliği ile doğru tanımak ve anlamaktır.
Bu kapsamda TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak “İstanbul’u Tanımak, İstanbul’u Anlamak” başlıklı yeni bir seminer dizisi ile tarihöncesinden günümüze kentin farklı dönemlerine ışık tutan farklı uzmanlık alanlarından araştırmaları bir araya getiren seçkiler oluşturmayı planladık. Bu bağlamda seminer dizimizin birincisinin konusu “19. Yüzyılda Yeniden Biçimlenen Kent: İstanbul” olarak belirlenmiştir. 19. yüzyılda yangınlar nedeniyle boşalan büyük kentsel alanlarda gerçekleştirilen yeni imar uygulamaları, İmparatorluğun bu “uzun yüzyılının” zor yaşanmışlıklarının bir yansıması olarak nüfusun hızlı artışı ve demografik değişkenliği, gerek kentin merkezi olan Tarihi Yarımada’da gerek Üsküdar, Beşiktaş bölgelerinde yeni ve görkemli kargir yapılaşmalarla büyüyen ve değişen kent üzerine konunun uzmanları sunumlarıyla seminer dizimize katkıda bulunacaklardır.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
16.09.2024
04.03.2023
12 12 2025
31.05.2025
13 Kasım 2015 / Cuma
09.30 – 11.00 / 4. OTURUM
"Mimarlık Eğitimi Nereye? – I"
"Mimarlık Eğitiminde Yenilikler ve Belirsizlikler"
Oturum Yöneticisi:
Derya OKTAY
Çalışma Grupları Sunuşları
11.00 – 11.15 Ara
11.15 – 12.45 / 5. OTURUM
"Mimarlık Eğitimi Nereye – II"
"Mimarlık Eğitiminde Sınırlar ve Ortaklıklar"
Oturum Yöneticisi:
Selahattin ÖNÜR
Çalışma Grupları Sunuşları
12.45 – 13.45 / Yemek Arası
13.45 – 14.45 / 6. OTURUM
"Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikası için Öneriler – I"
Oturum Yöneticisi:
Orhan HACIHASANOĞLU
Sunuşlar:
MİAK
MİMEKK
SMGM
MİMAR
14.45 – 15.45 / 7. OTURUM
"Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikası için Öneriler – II"
Oturum Yöneticisi:
Afife BATUR
Sunuşlar:
Ayşen CİRAVOĞLU
Bülend TUNA
Güven Arif SARGIN
15.45 – 16.00 / Ara
16.00 – 18.00 / 8. OTURUM
Değerlendirme ve Forum
Kurultay Oturum Yöneticileri:
Afife BATUR
Zeynep AHUNBAY
Derya OKTAY
Doğan HASOL
Orhan HACIHASANOĞLU
Selahattin ÖNÜR
15.12.2023
03.05.2025
24.05.2025
27.12.2013: Panel-Forum:"Rekonstrüksiyon: Tarihin Yeniden Kurgulanması"
Doç. Dr. Zeynep Eres: Açılış konuşması
Prof. Dr. Zeynep Ahunbay: Rekonstrüksiyon, Ne Zaman?
Doç. Dr. Deniz Mazlum: Koruma Kuramının Rekonstrüksiyona Bakışı
Y. Mimar Mücella Yapıcı. İstanbul'u Tehdit Eden Rekonstrüksiyon Projeleri
Forum
Forum Yöneticisi: Prof. Dr. Deniz İncedayı
08.12.2022
Afet Farkındalık Eğitimi
Konu: Arsa Düzenlemesinde İdari Yargı Denetimi (Ön Koşullar Yönünden İnceleme); Arsa Düzenlemesinde İdari Yargı Denetimi (Esas Yönünden İnceleme); Arsa Düzenlemesinin İptali ve Sonuçları.
Forum
İstanbul’un kalbi Tarihi Yarımada’nın sürekli korunmasının sağlanması hepimiz için bir ortak sorumluluktur. Bu bağlamda Tarihi Yarımada’da gerçekleştirilmekte olan koruma çalışmaları hakkında bilgilenmek, konunun uzmanlarıyla Yarımada’nın sorunlarını değerlendirmek için TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak bir panel-forum dizisi başlatmaya karar verdik.
Etkinlik dizisi ile Tarihi Yarımada’da kültür varlıklarının korunması için projeler gerçekleştiren kurumların uygulamalarının tanıtılacağı ve koruma alanında çalışan uzmanlarla birlikte geleceğe yönelik sağlıklı koruma politikalarını geliştirmek üzere ortak bir tartışma platformunun oluşturulması hedeflenmektedir.
Panel-forum dizimizin birincisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin internet üzerinden herkesin erişimine açtığı Kültür Varlıkları Envanteri Projesi ile Tarihi Yarımada’da gerçekleştirilmeye başlanan Karasurları, Bukoleon Sarayı gibi restorasyon uygulamaları tanıtılacak, ardından Tarihi Yarımada’nın kent planlama ve mimarlık ölçeğinde yaşamakta
olan çok boyutlu sorunları irdelenecektir.
Panelin ardından gerçekleştireceğimiz forumda izleyicilerimizin soru ve görüşleriyle etkin katılacağı bir ortamın yaratılması hedeflenmektedir.
Konu: Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni; Yapı ve kat mülkiyeti ilişkileri
Dünya Mirası Listesi'ne kaydettiği, tüm doğal ve kültürel varlıkların insanlığın ortak mirası olduğunu iddia eden UNESCO Dünya Miras Komitesi; 40. toplantısını 10-20 Temmuz 2016 tarihleri arasında yapmak üzere İstanbul'a geliyor. 2015 Dünya Mirası Komitesi raporu ile başlayacak uluslararası toplantıda, Dünya Mirası Listesi'ne kayıtlı varlıkların korunup korunmadığı tartışılacak; risk altında olanlar için öneriler ve koruma stratejileri belirlenecek. Liste'ye eklenmesi önerilen yeni varlıklar için geçici listeler hazırlanacak ve Dünya Kültür ve Doğal Mirası Listesi güncellenecek. İstanbul'da yapılacak UNESCO'nun bu 40. toplantısına, ülkede bulunan doğal ve kültürel varlıkların - Dünya Mirası Listesi'ne kayıtlı olsun ya da olmasın- yok olmasına, aldığı siyasi kararla etki eden, savaş ve sermaye saldırılarına neden olan Türkiye Hükümeti ev sahipliği yapacak.
UNESCO toplantısının İstanbul'da yapılmasına rağmen tarihi kent merkezi ile 31 yıldır Dünya Mirası Listesi'nde bulunan kentimizin, sermaye birikimi için inşaat ve turizm baskısıyla tarihi dokularından sulak alanlarına kadar talan edilmesi konuşulmayacak. Süleymaniye'deki tarihi mahalle dokusunun kentsel yenileme projesi ile ortadan kaldırılmış olması; Ayvansaray, Sulukule gibi eski mahallelerin yıkılıp inşaat şirketlerine teslim edilmesi; özgün değerlerinin kaybettirilmesi; "çılgın - mega" projelerle kentin ormanlarının ve sulak alanlarının yok edilmesi bu toplantıda söz konusu olmayacak.
Dünya Mirası Listesi'ndeki Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri'nin oluşturduğu kültürel peyzaj içinde ve etki alanında bulunan başta Kurşunlu Camii, Dört Ayaklı Minare, kiliseler ve yüzlerce yıllık yaşam alanlarının yer aldığı Sur İlçesi'nin, savaşla yıkılıp yok edilmesinden söz edilmeyecek. Sermayenin kar hırsını tatmin için yapılan barajın suları altında kalacak olan binlerce yıllık yerleşim ve arkeolojik sit alanı Hasankeyf ise listede olmadığı için gündeme bile alınmayacak.
Doğal ve kültürel varlıklar listelere alınarak, tahrip edilmeleri görmezden gelinerek yakılıp yıkılmalarını sağlayanlarla birlikte korunamaz.
Hükümetlerin finansı ile varlığını sürdüren, savaşlar yaşanırken, yıkımlar ve tahribatlar olurken sessizliğini koruyan ve kayıtsız kalan UNESCO; İstanbul'un 8500 yıllık tarihine ait bilgilere ulaştığımız Yenikapı'da, 1 milyon metrekare deniz alanının doldurulmasına göz yuman ve tarihi görmezden gelen İstanbul'daki talandan sorumlu yerel yöneticiyi, İBB Başkanı'nı, "kültürel mirasın korunması konusundaki şahsi katkıları için" madalya ile onurlandırdı!
UNESCO'nun, kültür ve doğal varlıklara ilişkin "ortak miras", "tarafsızlık" ve "koruma" söylemlerine güvenmiyoruz.
Bizler yaşadığımız alanlardaki kültürel dokuları hükümetler ve onların oluşturduğu kurumlarla değil; bizzat yerinde, halklarla birlikte korunabileceğini, böylece miras olarak gelecek nesillere taşınabileceğini düşünüyoruz. Yaşamı, tarihi ve kültürel belleği korumak isteyen herkesi, tüm kurumları; savaşlara, sermaye saldırılarına, bunları yürüten hükümetlere ve onları aklayan UNESCO benzeri oluşumlara karşı koyacak dayanışmayı örmeye, soyut söylemler yerine doğal, tarihi ve kültür varlıkları nasıl koruyacağımızı birlikte tartışmaya davet ediyoruz.